O iki kelime
Yine o sessizlik. Evin içinde bir tek buzdolabının sesi var. Yanımda oturuyor ama yok gibi. Ben de ona bakmıyorum zaten. Telefonu elime aldım, kalbim deli gibi çarpıyor. İki kelime yazdım. Sadece "selam, nasılsın"…
Yine o sessizlik. Evin içinde bir tek buzdolabının sesi var. Yanımda oturuyor ama yok gibi. Ben de ona bakmıyorum zaten. Telefonu elime aldım, kalbim deli gibi çarpıyor. İki kelime yazdım. Sadece "selam, nasılsın"…
Dün gece annemin yanında oturuyordum, televizyon açıktı ama ikimiz de bakmıyorduk. Annem birden "yüzün yine düşük" dedi. "Yok bişi" dedim. O da bilmiyor mu sanki. Gözlerimi kaçırdım hemen. Sonra kalktım, odama geçtim…
Canım, Bugün pazartesi işte. Öğlen oldu, ben hâlâ mutfaktayım, önümde soğumuş çay. Senin bardağını yine yanıma koydum, hani her zaman yaptığım gibi. Koydum ama yanımda sen yoksun, biliyorum. Alışkanlık be. Yirmi iki…
Telefon yine elimde. Geç oldu, biliyorum. Ama uyku tutmuyor işte. O gece de böyleydi, hatırlıyor musun? İkimiz de uyuyamıyorduk, rastgele bir yerde rastlamıştık birbirimize. Konuştukça sabah olmuştu, fark etmemiştik…
Yine oturdum yatağın kenarına, yüzüğü çıkardım. Avucumda soğuk soğuk duruyor, parmağımdaki o boşluğa bakıyorum ve içimden bir ses "koy şunu kutuya, bitsin artık" diyor. Koydum. Kapadım. İki saniye geçti, geri açtım…
Canım, hâlâ o iki kelimenin içindeyim. "Merhaba, nasılsın." Bu kadar işte. Ama ben o iki kelimenin altında yılları görüyorum ya, belki de sorun bende. 🙈 Akşam oldu, hava yeni serinledi. Telefonu elime alıyorum…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar