Yine kırıldım ama
Canım, bugün yine kırıldım sana. Hem de neye kırıldığımı tam bilmeden. Sabahtan beri ağzımı açıp tek kelime etmedim, sen de sormadın. Belki sordun da ben duymadım.. bilmiyorum. Akşam sofraya oturduk, ikimiz de…
Hâlâ O Gece
Sevgili sen, Bunu yazıyorum çünkü artık tutamıyorum. Yıllardır içimde büyüttüğüm o cümleyi bir yere bırakmam lazım, yoksa beni burada boğacak. Doğum günüydü. Hatırlıyor musun? Bütün gece yan yana oturduk ve tek kelime…
Parmağımdaki İz
Bey… yine uyudun. Horlama sesini dinliyorum şu an, hani şu bazen beni çıldırtan, bazen de iyi ki varsın dedirten sesi. Uyandırmak istemiyorum seni, uyandırırsam ne diyeceğim ki zaten? Sabah yine aynı şeyleri…
Kantinin o köşesi
Bugün yine açtım o fotoğrafı. Hani şu eski olan, hani senin paylaştığın. Bakmamak için kendimi tuttum ama olmadı, telefonu elime aldım ve açtım işte. Kantinin ışığı, masanın üstündeki çay bardakları, senin yandan…
Kaç "yakında" oldu be
Yine o mesaja baktım. Kaç kere okudum bilmiyorum. "Yakında geleceğim" yazmışsın. Yakında. Ne demek yakında ya? Bir hafta mı, bir ay mı, bir sene mi? Ben artık bu kelimeden nefret ediyorum, biliyor musun? Canım, sen…
O kutunun kapağı
Eski sevgilim… Bu akşam çekmeceyi karıştırıyordum. Bilirsin, hani şu hiçbir şeyi atamadığım, içinde fişler, eski kalemler, bir türlü çöpe gitmeyen ıvır zıvır biriken çekmece. Elimi attım, kapağı hafif çizik, o minik…
Sildim de Ne Oldu
Fotoğrafı sildim ya. Hani geçen anlatmıştım. Sildim işte. Telefon rahatladı, ben rahatlamadım. Çünkü silince bitmiyor. Sildiğin şey ekrandan gidiyor, kafandan gitmiyor. Ne kadar aptalım, bunu yeni öğreniyorum. Otuz yedi…
Çekmecedeki mektup
Bu akşam yine sahildeydim. Hava kararmak üzereydi, deniz sakindi. O şarkı çalınca ayaklarım durdu işte. Yıllardır aynı yerde duruyorum senin yüzünden, bunu biliyor musun? Kızgın değilim artık. Ya da öyle sanıyorum. Ama…