Dün gece yine uyuyamadım.
Dün gece yine uyuyamadım. O fotoğrafları açtım yine. Bir tanesinde gülüyorsun ya, hani şu gözlerin kısıldığı an var ya... işte ona baktım uzun uzun. Yanındaki kişiye değil, sana. Sadece sana.
Ne tuhaf, değil mi? Üniversitede o kantinde saatlerce otururduk. Ben anlatırdım, sen dinlerdin. Bazen susardık, o susuş bile güzeldi. Ama ikimiz de bir türlü söyleyemedik. Adını koyamadık. Ben de koyamadım. Aptallık işte, ne diyeyim.
Şimdi düşünüyorum da... o gün, hani sana her şeyi anlatıyordum ya, keşke onu da söyleseydim. "Ben seni seviyorum" demek bu kadar mı zordu? Evet, zormuş. Ama şimdi o kadar kolay mı oluyor? İnsan kaybettiğinde anlıyor bazı şeyleri.
O tek satırlık mesajı silmedim. Hâlâ duruyor. Bazen açıp okuyorum. "Ben evleniyorum." İki kelime. Koskoca bir hayatı iki kelimeye sığdırdın be. Ama ben hâlâ o iki kelimenin arasında yaşıyorum.
Kızmıyorum artık. Kızamıyorum bile. Sadece içimde bir yer acıyor, orada kalıyor öyle. Geçmiyor.
Allah mesut etsin seni. Gerçekten. Ama ben de bazen kendime kızıyorum. Neden sustum diye. Neden konuşmadım diye. Neden...
Neyse. Yine açtım işte o fotoğrafları. Yine aynı yerdeyim. Sen gülüyorsun, ben bakıyorum. Hep böyleydi zaten. Sen yaşıyordun, ben izliyordum.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.