Saat 23.37, Derleyici Hatası
Saat yirmi üç otuz yediydi ve hata ayıklama ekranındaki kırmızı satır, gözlerimin önünde bulanıklaşıyordu. Yarın teslim edilmesi gereken bir modül var; ben ise üç yıldır kapanmamış bir sekmenin içindeyim. Stajda bir…
Etiket
Saat yirmi üç otuz yediydi ve hata ayıklama ekranındaki kırmızı satır, gözlerimin önünde bulanıklaşıyordu. Yarın teslim edilmesi gereken bir modül var; ben ise üç yıldır kapanmamış bir sekmenin içindeyim. Stajda bir…
23 Ekim 2026, Cuma, saat 08:06. Kayıt altına alıyorum çünkü dün akşam olan şeyi sabaha kadar tekrar tekrar izledim kafamın içinde, her seferinde farklı bir versiyonunu montajlayıp en acımasızını seçtim, ve sanırım artık…
Akşamüstü yediyi çeyrek geçe kapattım dükkânı. Son müşterinin ensesindeki tüyleri makasla inceltirken, camdaki yansımam birden senden söz etti bana. Dokuz yıl olmuş. Dokuz yıl, bir saç telinin uzayıp omuza değmesi kadar…
Saat 02.17 ve yine seni düşünüyorum. Yarın sekiz buçukta üç dolgu, bir kanal tedavisi var; uyumam gerek. Ama uyku, bana reçete edilen bir ilaç gibi duruyor karşımda, alışkanlıkla yazıyorum, içmiyorum. Bugün çekmeceyi…
Bir ipliğin kopma anı vardır, sesi duyulmaz ama kumaş bilir; ben de o günden beri, ilmek ilmek sökülen bir şeyin sesini duyuyorum kendi içimde, kimseye çaktırmadan. O gömlek hâlâ sehpada duruyor. Kırk yedinci gecesiydi…
Cumartesi akşamı, ofiste son seansı bitirmiş, koltuğun kolçağındaki çayı soğumaya bırakmıştım; camdaki yansımam bana, yirmi yıl önce bir koridorda sırtını duvara verip bekleyen kızı hatırlattı, o kız da benim, hayır…
13 Ekim 2026, Salı, 20.51. Ofisten yeni çıktım, masamdaki son dosyayı kapattım ama aklımdaki hesap kapanmıyor. Dört yıl önce bir Boğaz hattında, ikisi de ters yöne kaçarken çarpmıştık birbirimizi. Ben vapura, o karşı…
Saat 00.12, hava on iki derece, rüzgâr denizden esiyor ve saçlarımı üçe katlayıp başıma topuz yapıyorum çünkü artık saçma sapan şeylere enerji harcamak istemiyorum. Vardiyadan yeni çıktım, ellerimde hâlâ kumaş kokusu…
22:13. Dükkanı kapadım, eve yeni geldim, elimde hâlâ etiketlerin kokusu var. O yapışkan koku, parmaklarımdan gitmiyor akşama kadar. Telefonu cebimde, hep sol cebimde, çünkü sen mesajlarını hep geç atarsın, ben de o…
Saat 22:55. Perşembe akşamları hep böyle geç başlar içimdeki sesler; sanki günün bütün gürültüsü çekilince kalan tek şey ben oluyorum. Dışarıda Hatay'ın ekim yağmurları yeni dindi, camdan gelen o ıslak toprak kokusu…
Sabahın körü sayılır mı bilmiyorum ama saat sıfır otuz yedi, herkes uyurken ben yazıyorum bunları; emekli olduktan sonra gündüzleri geceye, geceleri gündüze benzettiğimden olsa gerek, içimdeki nöbetçi hâlâ vardiyasını…
Akşam on bir buçuk, mutfakta yalnızca aspir yağının üstündeki küçük ışık yanıyor. Ekim'in ilk Pazartesi'si... Gaziantep'te akşamlar serinledi, balkon kapısını kapatmadan önce bir süre dışarıda durdum, avludaki…
Saat 01.03, mutfak tezgâhının başındayım. Çocuklar bir saat önce uyudu, bulaşık makinesinin uğultusu hâlâ bitmedi. Bu defteri açalı çok olmadı ama bu gece yazmazsam patlayacağım sanıyorum. Sana yine yazıyorum…
sabah 02.29 Samsun'da eylülün son gecesi. Pencereyi aralık bıraktım, denizden gelen rüzgâr çizim kâğıtlarımı kaldırıyor. Kâğıtlarım uçmasın diye fincanı üstlerine koydum. Fincanın altında bir cephe çizimi var. Pencere…
Saat 22.45. Çay soğuyor. Yine. Ben bu çayı kim içecek diye demliyorum, hâlâ anlayamadım. Kırk yaşında sanal aşk, bravo bana. Üstelik Nevşehir'de, kocaman bir evde, bulaşık makinesi çalışırken, bir adamın mesajını…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar