Yine o fotoğrafa baktım.
Yine o fotoğrafa baktım. Üçüncü kez. Belki beşinci… bilmiyorum artık.
O bileklik hâlâ kolunda. İnce, eski, solmuş biraz. Ben o bilekliği sana vermeye kıyamamıştım, hatırlıyor musun? Sonra sen almıştın benden. Kıya kıya. Şimdi hâlâ orada işte. Yıllar geçmiş, sen geçmiş… o kalmış. Sadece o.
"Hatırladım" yazmışsın. Tek kelime. Tek kelimeyle ne yapmamı bekliyorsun benden? Ne diyeyim? "Ben de" mi? "Unutmadım" mı? … Ne istiyorsun?
Bir yanım "yazsana işte" diyor. Öbür yanım dişlerini sıkıyor. Çünkü sen hatırlayınca güzel oluyor da, ben hatırlayınca neden hep böyle… böyle boğazımda kalıyor bir şey.
Sahil aynı sahildi. Kum aynı. Ama biz artık o iki kişi değiliz. Peki o zaman bu fotoğraf neden? Neden şimdi? Neden gece yarısı?
Öfkeliyim sana. Hem de nasıl. Ama telefon elimde, cevap yazmadan duramıyorum…
İyi ki varsın demek istemiyorum. Ama yoksun ya, işte orası acıtıyor.
Hâlâ takıyorsun di mi onu? 🙈 Söyleme. Söyleme de bilmeyeyim.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.