Gece Yarısı Balkonu
Zaten biliyorsun, canım. Bu saatte yine balkondayım. İçim de yanıyor işte. Hani şu ilk mesajın vardı ya... HANİ ŞU “günaydın” DİYE BAŞLAYAN O MESAJ!!! Sen attın, ben on kere okudum. Ekranı kapatıp açtım, hâlâ orada mı…
Zaten biliyorsun, canım. Bu saatte yine balkondayım. İçim de yanıyor işte. Hani şu ilk mesajın vardı ya... HANİ ŞU “günaydın” DİYE BAŞLAYAN O MESAJ!!! Sen attın, ben on kere okudum. Ekranı kapatıp açtım, hâlâ orada mı…
Yine kutuyu açtım. Yine. Ama bu sefer farklıydı bişi. Taktım o küpeleri bu gece. Aynanın karşısına geçtim, saçımı topladım, tam düğündeki gibi yaptım. O gün de böyle toplamıştım çünkü. Sen 'bu hâlin çok güzel' demiştin…
Geçen sene bu zamanlar tanışmıştık ya hani, o kalabalığın içinde bir tek seninle gülmüştüm. Şimdi düşünüyorum da, o gün her şey belliymiş de ben anlamamışım. Salaklık bende işte, ne diyeyim. Bugün yine açtım o…
Sabah yine anahtarlığı elime aldım. Hani şu eski, rengi solmuş olan. Yıllar önce bir kantinin önündeki standdan almıştım, sana vermeye cesaret edemedim. Cepte taşına taşına köşeleri aşınmış ama hâlâ sağlam. Senin gibi…
Akşamüstü eve dönerken yolda bir kafede o şarkı çaldı. Kaç yıl oldu, hâlâ aynı şey oluyor: adımlarım yavaşlıyor, elimdeki poşet ağırlaşıyor, olduğum yerde kalıyorum. Sanki biraz daha dinlesem o geceye geri dönecekmişim…
Biliyor musun, bu gece yine uyku tutmadı. Herkes uyudu, ev sessiz, ben yine o poların içindeyim. Son buluşmadan kalan. Kaç kere katlayıp dolaba kaldırdım, her seferinde geri çıkardım. Yıkayamadım bile, kokusu gitmesin…
Bu gece yine o küçük kutuya baktım, çekmecede en altta duruyor, üzeri tozlu. İçinde ne var biliyor musun? O gün aldığım ince zincirli kolye, bir de arkasına iki kelime yazdığım küçük bir kart… 'Seni seviyorum' yazdım…
İşte yine o konuşmayı açtım. Ekran görüntüsü almışım, hani şu eski mesajlardan. Son mesajına bakıyorum: “Haber vermedin, ben de kendimi geri çektim.” O gün bunu okuyunca göğsümün ortasına bir şey oturmuştu, hâlâ…
Pazar öğleden sonrası işte. Herkes bir yere gidiyor, ben yine bu koridordayım. Camdan bakıyorum, dışarıda güneş var, insanlar geziyor. Ben ise sadece senin kapının açılmasını bekliyorum. Her seferinde içimden bir ses…
Telefon hâlâ elimde. Ekranda dün sabahki mesajın duruyor. İki kelime: "Günaydın canım." Ben o iki kelimeye yarım saat bakmışımdır. Ya, biliyorum, manyak gibi. Ama napayım, alışkın değilim işte. O gün geliyor aklıma…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar