Canım, yine uyuyorsun sen.
Canım, yine uyuyorsun sen. Nefesini duyuyorum şuracıkta. Ben de yataktayım ama gözüme uyku girmiyor, içimden yazmak geliyor.
Bugün bulaşıkları yıkarken aklıma geldi. Hani sen bazen arkamdan sessizce gelip çayı tezgâha bırakırsın ya. Hiçbir şey demeden. İşte o anları seviyorum. Küs olduğumuz günlerin akşamında bile getiriyorsun o çayı, bardak elinden sıcacık geliyor. Ben de içiyorum, susuyorum. Susunca geçmiyor ama geçmiş gibi yapıyoruz ikimiz de. Bazen içimden diyorum ki keşke kavga etmeden de oturabilsek şöyle yan yana... ama biz böyleyiz işte.
Yıllar oldu, biliyorum. İlk günkü gibi seviyorum seni, bunu sana belki hiç bu kadar açık söylemedim. Söylemeye de utanıyorum artık, ne tuhaf. İlk zamanlar daha kolaydı. Şimdi "canım" deyip geçiyorum, içimde kalanı bir türlü..
Neyse. Bir şey söyleyecektim sana, yıllardır söyleyemediğim. Yine diyemiyorum işte. Geçen gün anneme gittim, o da sordu yine "nasılsın" diye. İyiyim dedim. İyiyim gerçekten. Ama içimde bir yer eksik kalıyor bazen, söyleyemediğim o sözler duruyor orada. Senin getirdiğin çay gibi değil, o sözler soğuyor işte.
Hadi uyuyayım artık. Yarın yine aynı masada oturacağız, yine tartışacağız belki. Sen yine çay getirirsin. Ben yine susarım. Allah rahatlık versin, canım.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.