Bugün annemin evindeydim.
Bugün annemin evindeydim. Hani şu eski balkonlu, çamaşır iplerinin hâlâ durduğu ev... Kenarından sarkan örtüleri topluyordum, elim boşluğa gitti, balkonun demirine tutundum. Sonbahar gelmiş meğer. Ben nerede kaldım, hiç fark etmemişim.
Eve dönerken yol boyunca seni düşündüm. Yine.. sanki başka bir şey düşünmeyi unutmuşum gibi. Bırakmak dediğin nedir ki… insan birini bırakıyor da, o kişinin içindeki yerini bırakamıyor işte. 🙈
Eski sevgilim, bugün ilk tanıştığımız günü hatırladım. Kafeterya öyle kalabalıktı ki, sesler birbirine karışıyordu, ben arkadaşlarımla oturmuş gülüyordum, bir an başımı kaldırdım ve sen oradaydın; elinde kitap, masanın kenarına ilişmiş, bana bakıyordun. Sadece bir an.. bir göz teması. Ama o anı hâlâ bütün ayrıntılarıyla hatırlıyorum. Kitabın rengini bile. Sen hatırlıyor musun? Yoksa o gün sadece benim için mi önemliydi…
Sonradan her akşam birbirimize o günü yazardık. Uzun uzun. Sen kendi gününü anlatırdın, ben kendi günümü. Bazen sadece bir şarkı paylaşırdın, ben onu açar saatlerce dinler, cevap yazmazdım. Sen de beklerdin öyle. Şimdi düşünüyorum da, konuşmadan bile anlaşabiliyorduk. Ne güzel şeymiş o. 🥺
Bir yıl dönümümüzde verdiğin o minik kutunun içine yine bir not bırakmışsın. Hep bırakırdın. Ben o kutuları hiç atamadım, biliyorsun. Bir çekmecede duruyorlar hâlâ. Bazen açıp okuyorum, bazen açmaya elim gitmiyor. Bugün açtım. İçinden çıkan notta "bugün de seni seçtim" yazıyordu. Okudum, katladım, yerine koydum. Sonra bir daha açtım, bir daha okudum. Aptal gibi. 🥹
Aslında sana kızmam gerek, biliyorum. Mesajların gecikmeye başladığında, buluşmalarımız seyrekleştiğinde içimden "bir şey söyle" diye bağırıyordum. Sen sustun, ben sustum. İkimiz de söylemedik. Sonra o akşam karşılıklı oturduk, konuştuk, bitirdik. Bitti işte. Ama o gece içimden geçenleri hiç söyleyemedim sana. Hâlâ sevdiğimi… ama artık nasıl seveceğimi bilmediğimi. Söyleyemedim. Söyleyemedim işte. 🙊
Şimdi ne mi oluyor? Bazen sana kızıyorum, bazen kendime. Bazen de.. hâlâ bir gün kapıyı çalacağına dair bir umut taşıyorum. Saçmalık, değil mi? Bitti işte, biliyorum. Ama insan bazen bildiği şeye inanmak istemiyor.
Bugün Kızılay'da radyoda o şarkı çaldı yine. Kızılay'da, kalabalığın ortasında, elimde poşetler, öylece kaldım. Dinledim. Sonuna kadar dinledim. Sonra yürüdüm. Belki de artık toparlandığımı göstermek istiyorum birine. Kendime belki de. Bilmiyorum.
Seni sevdim. Hâlâ seviyorum belki de. Ama artık bunu bilmen gerekmiyor… ya da gerekmiyor işte. Sadece içimde kalmasın istedim. Buraya yazdım, biraz hafifledim. O kutu hâlâ çekmecede. Notlar hâlâ içinde. Ben de hâlâ buradayım. 💔
Giriş yap, bu yazıya puan ver.