geçen sene bu zamanlar
Geçen sene bu zamanlar tanışmıştık ya hani, o kalabalığın içinde bir tek seninle gülmüştüm. Şimdi düşünüyorum da, o gün her şey belliymiş de ben anlamamışım. Salaklık bende işte, ne diyeyim.
Bugün yine açtım o mesajları. Hepsini okudum. Baştan sona. Senin attığın o saçma fotoğrafa bile baktım, hani şu hiçbir şey anlatmayan, sadece "bak ne buldum" dediğin. Ne buldun ki sen, ne buldun da attın, bre gafil. Ya işte, bilmiyorum be, bilmiyorum niye bunu yapıyorum. Kendi kendime kızıyorum sonra, "salak mısın kızım, kapat şunu" diyorum, kapatıyorum, iki dakika sonra yine açıyorum. Biliyorum, bırakmam lazım, bırakıyorum ya işte, her seferinde bırakıyorum.
En yakın arkadaşımsın. Bunu herkese söylüyorum, en sevdiğim insansın diyorum, gülüyorsun, ben de gülüyorum. Ama seninle konuşurken bazen bir cümlem yarım kalıyor, sen fark etmiyorsun, ben de üstünü örtüyorum hemen, başka bir şeye geçiyorum. Söylesem arkadaşlığımızı kaybederim diye korkuyorum, söylemesem her gün biraz daha ağırlaşıyor. Korku bu, korku işte, adı bu.
Geçen gün grupta herkes yine bir şeyler dedi, "siz ikiniz" diye başlayan cümleler, ben gözlerimi telefona diktim, hiç duymamış gibi yaptım, sen de bir şey demedin zaten. O an içimde bir şey kırıldı ama ne kırıldığını hâlâ çözemedim, sana mı kızdım, kendime mi, yoksa o cümleleri söyleyenlere mi, bilmiyorum.
Keşke o gün, o kalabalıkta, herkes gülerken sen bana dönüp baktığında söyleseydim. Ama söyleyemedim. Neyse. Yine aynı yere geldim, yine kapattım.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.