Aşk Defteri
Özlem yazıları

Özlem Ayrılık Mektup

Cebimdeki Anahtarlık

yolumda

· 2 dk okuma

Sabah yine anahtarlığı elime aldım. Hani şu eski, rengi solmuş olan. Yıllar önce bir kantinin önündeki standdan almıştım, sana vermeye cesaret edemedim. Cepte taşına taşına köşeleri aşınmış ama hâlâ sağlam. Senin gibi değil, diyeceğim ama diyemiyorum. Çünkü aslında sen de hiç gitmedin benden.

Düğünden beri kafam yerinde değil. Ortak arkadaşın düğünüydü işte. Girdim salona, bir baktım ki karşı köşede sen. Kalabalığın içindesin yine, tıpkı kantindeki gibi. Herkesle konuşuyorsun, gülüyorsun. Ben yine bir adım gerideyim. Yanında biri vardı. Omzun omzuna değiyordu, sen ona bir şeyler anlatıyordun, o da başını sallıyordu. O an anladım işte. Yıllarca içimden konuşmuşum seninle. Sen beni hiç duymamışsın bile.

Bunca yıl. Bunca yıl, canım. Aynı kantinde her gün. Sen o kalabalığın ortasında bir yıldız gibi, ben köşede elimde çay bardağı, sana bakmaya korkan o adam. Bir kez olsun yanına gidip adını doğru dürüst söyleyemedim. Bir kez olsun. Kaç kere ağzıma geldi de yutkundum. Hep "yarın" dedim. Hep "bir dahaki sefere" dedim. YARIN DİYE DİYE BUGÜNLERİ DE GEÇİRDİM! Ve şimdi sen başkasının omzunda gülüyorsun, ben burada elimde anahtarlıkla oturuyorum. Bu nasıl iş?!

Akşam eve geldim, telefonu açtım yine. Sana yazdığım o uzun mesajları okudum. Hani hiçbirini göndermediğim o satırlar. Her gece yazıyorum, her gece siliyorum... ya da silemiyorum işte. Çünkü silersem sana dair ne kalır ki? Bir anahtarlık, bir de bu taslaklar. Sabaha kadar oturdum, yine okudum. Yine aynı yerde kaldım. Göndersem mi? Yıllar sonra biri çıkıp "merhaba, ben senin kantindeki o çocuk" dese ne olur? Sen tanımazsın bile. Belki gülüp geçersin. Belki hiç okumazsın.

Anahtarlık her elime gelince o kalabalık kantin gözümün önüne geliyor. Öğle arası, masalar dolup taşmış, sen arkadaşlarının arasında, bir şeye gülüyorsun. Ben iki masa ötede, çayım soğumuş, sana bakıyorum. Bir kere olsun gözlerin bana kaymadı. KAYMADI! Yıllarca. Ve ben yine her sabah bu anahtarlığı cebime koyuyorum.

Vazgeçeceğim artık. Gerçekten. Ama her gece telefonu elime aldığımda, o silinmeyi bekleyen satırları bir kez daha okuyorum. Bir kez daha. Belki de bu son kez diyorum, sonra yine okuyorum. Nasip değilmiş diyeceğim, ama içim almıyor. Allah seni bildiği gibi yapsın, canımı yaktın işte. Senin haberin bile yok.

9,1 / 10

Giriş yap, bu yazıya puan ver.

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk sözü sen söyle.

Yorum yazmak için giriş yap ya da kayıt ol.

Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar