Bugün yine buluştuk.
Bugün yine buluştuk. Yine saatlerce konuştuk, sen yine birinden bahsettin, ben yine dinledim. Gülümsedim, akıl verdim, hatta seninle birlikte kızdım o kişiye. Sonra eve döndüm.
Ve yine aynı şey oldu: oturdum, seni düşündüm.
Biliyor musun, bazen kendime çok kızıyorum. O gece "senin gibi biri olsa" dediğinde, keşke sadece gülümsemeseydim. Keşke bir şey söyleseydim. Ama söyleyemedim. Hâlâ da söyleyemiyorum işte. Bu kadar basit bir cümleyi bu kadar uzun süre içimde tutmak nasıl bir şey, bir bilsen.
Hep aynı çekmeceyi açıyorum. Hani şu doğum günün için aldığım, sonra veremediğim kitap. Her seferinde elimde tutuyorum, sonra geri koyuyorum. Bir gün vereceğim diyorum, sonra "ne diyeceksin ki" diyorum. Üç yıldır aynı tereddüt.
Sen her şeyini bana anlatıyorsun, ben de dinliyorum. Ama bir tek şeyi söyleyemiyorum. Bazen konuşurken gözlerine bakıyorum ve "acaba anlıyor musun" diye düşünüyorum. Sonra hemen başımı çeviriyorum. 🙈
Bugün ayrılırken "haftaya yine" dedin. Ben de "tabii" dedim. Eve gelince yine yazdım. Yine sana yazdım, göndermeden.
Ne yapacağımı bilmiyorum. Ama artık bu kitabın o çekmecede durmasından yoruldum.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.