Bir yıldan fazlası
Telefonu bırakıp duruyorum. Bir şey yazacaktım sana, ne yazacağımı bilmiyorum, o yüzden buraya yazıyorum. Belki okursun, belki okumazsın, belki de hiç göndermem. Bugün seninle konuşurken birden sustum, hatırladın mı…
Hâlâ Kızgınım, Hâlâ Âşık
Yine o sahildeyim canım. Hani şu martıların simit için birbirini ittiği, benim de her akşamüstü kendimi oraya attığım yer. Bugün bir tanesi bana öyle bir baktı ki... ya, ne diyeceğim biliyor musun? Sana sorar gibi. "O…
Yine kırıldım ama
Canım, bugün yine kırıldım sana. Hem de neye kırıldığımı tam bilmeden. Sabahtan beri ağzımı açıp tek kelime etmedim, sen de sormadın. Belki sordun da ben duymadım.. bilmiyorum. Akşam sofraya oturduk, ikimiz de…
Kaç "yakında" oldu be
Yine o mesaja baktım. Kaç kere okudum bilmiyorum. "Yakında geleceğim" yazmışsın. Yakında. Ne demek yakında ya? Bir hafta mı, bir ay mı, bir sene mi? Ben artık bu kelimeden nefret ediyorum, biliyor musun? Canım, sen…
Sildim de Ne Oldu
Fotoğrafı sildim ya. Hani geçen anlatmıştım. Sildim işte. Telefon rahatladı, ben rahatlamadım. Çünkü silince bitmiyor. Sildiğin şey ekrandan gidiyor, kafandan gitmiyor. Ne kadar aptalım, bunu yeni öğreniyorum. Otuz yedi…
Gülümse Dedim Kendime
Akşam oldu yine. Çocuklar uyudu, ev sessiz, ben mutfakta çayı koyarken kendime 'gülümse' dedim. Yıllardır aynı cümle. Sabah okula hazırlarken, öğle arasında, akşam bulaşık yıkarken. Gülümse. Gülümsedim ya. Ama içimden…
Çayın şekeri
Yine uyuyamadım. Yanımda sen varsın, nefesin düzenli, ben tavana bakıyorum. Bu saatte insanın aklına ne gelirse geliyor işte. Bugün mutfakta seni izledim. Çayı koyuyordun, iki şeker attın, karıştırdın. Kırk saniye falan…