Yine kırıldım ama
Canım, bugün yine kırıldım sana. Hem de neye kırıldığımı tam bilmeden. Sabahtan beri ağzımı açıp tek kelime etmedim, sen de sormadın. Belki sordun da ben duymadım.. bilmiyorum.
Akşam sofraya oturduk, ikimiz de konuşmadık. Çatalın tabağa değme sesi vardı sadece. Ben içimden sayıyorum: bir, iki, üç… bir şey söylesen. Söylemedin. Ben de söyleyemedim. İkimiz de aynı şeyi bekliyoruz belki ama ikimiz de ilk adımı atmıyoruz işte.
Sonra kalktın, çayı getirdin. Önüme koydun, hiçbir şey demeden. O an içimden bir şey çözüldü ama yüzüme yansıtmadım, hâlâ kırgındım çünkü. Saçma biliyorum. Çay getirdi diye insan böyle mi olur… ama oldum işte. Sana bakamadım, çayıma baktım. Sen de karşıma oturdun, sessiz.
Canım, yıllar oldu. Bunca yıl, bunca kavga, bunca suskunluk… hiçbiri beni senden vazgeçirmedi. Ama içimde bir yer var, orada hep aynı cümle duruyor, söylenmemiş. Hani şu bizim ilk yıllarımızda, ben bir hata yapmıştım da sen günlerce yüzüme bakmamıştın ya… sonra birden her şey normale dönmüştü, hiç konuşmadan. İşte o günden beri içimde bir yer hep o sözü bekliyor. Bir kere “olsun, geçti” desen, bir kere sarılıp “sen benimsin, gerisi boş” desen… ne olur sanki? Ben seni seviyorum demekten hiç korkmadım, her gün söylüyorum. Ama o söz hiç gelmedi, hep ben doldurdum o boşluğu.
Şimdi yanımda uyuyorsun, nefesini duyuyorum. Uyurken bile elin bana doğru dönük, fark ettin mi bilmiyorum. İçimden diyorum ki: kalk şimdi, uyandır, söyle. Ama söyleyemem. Sabah olunca yine aynı masaya oturacağız, yine çay gelecek belki. Ben yine kızacağım, sen yine susacaksın. Sonra yine unutacağım. Çünkü seni seviyorum canım. Kızdığım kadar seviyorum. Belki de kızdığım için seviyorum, bilmiyorum…
İyi geceler canım. Uyandığında yüzüne bakacağım, hiçbir şey olmamış gibi. Ama içimde bir yerde o cümle hâlâ duruyor, bekliyor. Sen de bilmiyorsun ama bekliyorum işte.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.