Katlanmış Köşe
Yine oturdum masaya. Kalem elimde, kâğıt önümde, sen yoksun. Bu gece de sana yazacağım, yine göndermeyeceğim... belki. Biliyor musun, ilk mektubunu hâlâ saklıyorum. O gün zarfı görünce nasıl sevindiğimi bir bilsen…
Yine oturdum masaya. Kalem elimde, kâğıt önümde, sen yoksun. Bu gece de sana yazacağım, yine göndermeyeceğim... belki. Biliyor musun, ilk mektubunu hâlâ saklıyorum. O gün zarfı görünce nasıl sevindiğimi bir bilsen…
Bugün pazar. Bütün gün evin içinde döndüm durdum. Çamaşır astım, balkonu yıkadım, bir çay demledim kendime. Sonra o çayı içmeden bıraktım. Soğudu. Senin bardağın hâlâ dolabın en üstünde. Akşam oldu. Telefonuma baktım…
Bugün yine doğum günü vardı o arkadaşın. Sana söylemedim ama ben de gittim. Balkon aynı, hava aynı, hatta ısınmak için yaptığın o elleri ovuşturma hareketini hatırladım. Bir tek sen yoktun, o kadar. Herkes pastayı…
Bugün yine o fincanla başladım güne. Hani şu kenarı çatlak olanla. Ekran görüntüsü hâlâ orada, aynı yerde duruyor; "artık yeter" yazmıştın ya hani, sonuna bir nokta bile koymamıştın. Nokta koymamışsın işte, be. Sanki…
Eski sevgilim… yine bu saatte seni düşünüyorum. Uyumam lazım, yarın erken kalkacağım biliyorum ama beynimin içinde bir ses susmuyor. O ses senin sesin. O silmek için saatlerce uğraştığım, sonra dayanamayıp geri…
Bugün o kalemi elime aldım yine. Hani şu ilk gün uzattığın. Ucunu açtım, yazdım, sildim, yine yazdım. Aptalım galiba. İki yıl geçti, hâlâ bir kalemin peşindeyim. Ya, gerçekten aptalım. Akşam oldu, dışarıda hava karardı…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar