Duydum işte
Duydum işte. Nişanlanmışsın. Bana söylemedin, bir arkadaşımdan duydum, sıradan bir pazar öğleden sonrası, elimin altında çayım soğurken. Ne güzel. Demek böyle oluyormuş. Ve ben ne yaptım biliyor musun? Kalktım, telefonu…
O Fotoğraf
Gözüm yine o fotoğrafa takıldı. Hani şu üniversitede çekildiğimiz... güldüğün, benim de sana yaslandığım o kare. Kaç yıl oldu, hâlâ aynı yerde duruyor defterin arasında. Çıkarıp bakıyorum, sonra geri koyuyorum. Ne saçma…
Gecenin Bu Saatinde
Yine o saat. Herkes uyudu, ev sustu, ben yine telefonu elime aldım. Açmayacağım diyorum kendi kendime, sonra yine açıyorum. Kaç yıl oldu, o konuşmalar hâlâ orada, silinmemiş. Baştan sona okuyorum, bir daha, bir daha…
Üç Sayfa
Bugün sahilde yürüdüm yine. Ayakkabılarımı çıkardım, suyun kenarında ıslanmasına bile aldırmadım. Telefonu çıkardım, eski mesajları açtım. Hepsini biliyorum zaten, ezberledim artık. Yine de açıyorum. Okumadan…
hatırladım mı, hatırlattın mı
Bir fotoğraf. Öyle büyük bir şey değil. Bir sahildeyiz, kum ıslak, akşamüstü. Sen "hatırladım" yazmışsın altına. Tek kelime. Ama ben o tek kelimeye yarım saat baktım. Ve sonra gördüm. Bileğinde hâlâ o ince bileklik var…
Kâğıttan bir gemi
Oğlum bugün banyoda kâğıttan gemi yaptı. Suya bıraktı, gemi battı. Ağladı. Ben de oturdum yanına, kendi gemimi yaptım, o da battı. Sonra ikimiz de güldük. Salak gemiler. Sonra uyudu. Ben mutfakta çay koydum, bardağı…
Kahveyi tek kişilik yapıyorum artık
Gece yarısını yine geçtik, biliyorum. Uyumaya niyetim yok, çünkü uyursam sabah olacak ve sabah olunca mutfakta o sessizlik beni bekliyor olacak. Sana kızmak istiyorum ama önce şunu söyleyeyim: bugün kahveyi tek kişilik…
O elbiseyi hâlâ saklıyorum
Bu mektubu yazmayacaktım. Kaç gündür diyorum kendime, artık yazma, o adamın adı geçmesin defterlerimde diye. Ama içimde biriken var ya, işte o susmuyor. Akşam oldu, çocukları yatırdım, mutfakta bardakları yıkıyordum…