Hâlâ Kızgınım, Hâlâ Âşık
Yine o sahildeyim canım. Hani şu martıların simit için birbirini ittiği, benim de her akşamüstü kendimi oraya attığım yer. Bugün bir tanesi bana öyle bir baktı ki... ya, ne diyeceğim biliyor musun? Sana sorar gibi. "O gelmedi mi?" dedim martıya. Martı bana baktı, sonra simidini kaptı, gitti. Sen de öyle yaptın işte. Kaptın gittin. 🙄💔
İki yıl oldu be. İki koca yıl. Herkes "alışırsın" dedi, ben de alıştım sandım bir ara. Ama her sabah yine aynı. Gözüm simitçide. Hani şu köşedeki. Her sabah alırdın ya bana, sıcak sıcak. Gülüşün de öyleydi işte, simit gibi. Yuvarlak, sıcak. Ya, adam gibi bir benzetme yapamıyorum artık, kusura bakma canım, sen anla işte. 🥺
Bugün dolabı açtım. O mavi kot ceketin hâlâ orada. Asmışım, beklemiş gibi. Aldım elime, kokladım. Ya, deli miyim neyim? Kokusu geçmiş ama ben yine de kokluyorum. Sonra kızdım kendime. Sana kızdım canım. Neden bu kadar erken? Neden? Sana son yazdığımda... hatırlıyor musun? "Sonra konuşuruz" yazmıştın. Sonra ne oldu? Sonra hiç gelmedi be. O "sonra" hâlâ gelmedi. Ben hâlâ o sonrayı bekliyorum. Sana kızgınım, çok kızgınım. Ama... ama işte. 😤💔
Akşam oldu, ben yine o eski filmi açtım. Hani her yılbaşında birlikte izlediğimizi. Yalnız izledim, yine. Ama bu sefer senin tarafına da bir bardak çay koydum. Ya, oradan bana gülüyor musun sen? Gülme. Koydum işte, ne var? 🫠
Yapamıyorum. Bırakmak istemiyorum. Çünkü bırakırsam... ya, işte. Bırakırsam seni gerçekten kaybetmiş olurum. Ben hâlâ sana kızgınım, hâlâ çok âşık. İkisi aynı anda oluyor, inan bana. Ve ben hâlâ her sabah o simitçiye bakıyorum. Belki bir gün... belki bir gün gelirsin diye. 🌙
Giriş yap, bu yazıya puan ver.