Bugün yine açtım o mesajı.
Bugün yine açtım o mesajı. Hani şu silmeyi beceremediğim. Baştan sona okudum. Sonra başa döndüm, bir daha okudum…
İçinde ne yok ki. Kızgınlık var, biraz alay var, sonra birden “ama seni hâlâ” diye başlayan bir cümle var ki onu ben bile yazarken utanmıştım. Silemedim işte. Sen değil, ben silemedim. Parmak gidiyor, çöp kutusuna basacakken duruyor. Sanki göndermesem de orada durdukça bir şey değişecekmiş gibi 🙈
Nişanlandığını duyduğum gün… bilmiyorum. Bir şey kırıldı ama sesi çıkmadı. Kızmak istedim, kızamadım. Ağlamak istedim, olmadı. Sadece telefonu elime aldım. O mesajı açtım. Bir daha okudum. Sonra kapattım…
Bana bir açıklama bile yapmadın. Öylece gittin. Bir “şöyle oldu, böyle oldu” bile demedin. Ben hâlâ o boşlukta duruyorum. Sen başka bir yerde, başka bir hayatın kapısında…
Bazen diyorum ki gönder gitsin. Ne olacak ki. Belki okumaz bile. Belki okur ve güler. Belki de… bilmiyorum. Ama gönderemiyorum. Çünkü içinde kalan her şeyi bir mesaja sığdırdım sanıyorum, sığmıyor. Eksik kalıyor, yarım kalıyor.
Ve ben o yarım cümleyi tamamlayamıyorum. Nasıl tamamlanır ki…
Giriş yap, bu yazıya puan ver.