Sildim de Ne Oldu
Fotoğrafı sildim ya. Hani geçen anlatmıştım. Sildim işte. Telefon rahatladı, ben rahatlamadım.
Çünkü silince bitmiyor. Sildiğin şey ekrandan gidiyor, kafandan gitmiyor. Ne kadar aptalım, bunu yeni öğreniyorum. Otuz yedi yaşındayım, hâlâ telefon galerisiyle terapi yapıyorum. Komik.
Geçen hafta birine güvenmeye çalıştım. Yeni biri değil, öyle bir şey değil. Sadece bir arkadaşıma bir sırrımı verdim. Küçük bir sır. Ama verdim işte. Sonra bütün gece uyuyamadım. Acaba yanlış mı yaptım, acaba o da mı... diye. Sabaha kadar döndüm durdum.
Ya, ben eskiden böyle değildim. Şimdi herkes potansiyel bir yalancı benim gözümde. Her mesajda bir gölge arıyorum. Her gülümsemede bir 'acaba'.
Sen yaptın bunu bana. Sen ve o mesajlar. Sen, mum üfleyen! Mumları üflerken bana baktın, ben de saf gibi gülümsedim. İKİ YIL. İki yıl her şey iyiydi dedim, değildi. Ben iyi sanmıştım. İNANDIMMM! Aptal gibi inandım!
...Neyse. Bağırdım, sustum. Gece yarısı böyle işte.
Şimdi pencere açık, rüzgar giriyor. Soğuk. Bazen bu sessizlik iyi geliyor. Bazen de o fotoğrafı sildiğim yer gibi bir boşluk. Boş ama orada olduğu belli.
Tekrar öğreneceğim. Güvenmeyi. Az az. Ama bugün yine bir adım geri gittim. Yarın belki iki adım ileri.
Ben neyi kaçırdım diye sormuyorum artık. Biliyorum. Ben sadece doğru insanı kaçırdığımı sanmıştım. Kaçırmadım. O zaten hiç benim değildi. Ben sadece mumları üflerken bana bakan adamı özledim. O adam da yokmuş zaten.
Seni affetmiyorum ama kızgın da değilim artık. Sadece... yorgunum. İyi geceler.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.