Sana Yazarken Saat Geç Oldu
Uzakta olan, Yine buradayım. Yazmayı bıraksam mı diye düşündüğüm gecelerden birinde, elimde telefon, yazacağımı bile bile açtım bu defteri. Nasıl anlatsam… gündüz iş güç, insanlar, kalabalık. Herkes bir şey söylüyor…
Uzakta olan, Yine buradayım. Yazmayı bıraksam mı diye düşündüğüm gecelerden birinde, elimde telefon, yazacağımı bile bile açtım bu defteri. Nasıl anlatsam… gündüz iş güç, insanlar, kalabalık. Herkes bir şey söylüyor…
Az önce yine açtım o albümü. Hani şu köşesi yıpranmış olan. Bilmem kaçıncı kez. Kapatınca bir şey kapanıyor içimde, sonra tekrar açıyorum. Bitmiyor bu. O fotoğraflar bana hiç adil davranmıyor biliyor musun. Hepsi o günü…
Uyumam gerekiyor ama telefon elden düşmüyor. Ekranda iki kelime duruyor. Sadece iki kelime: "naber, nasılsın?" Bütün gece bunu mu düşünecektim yani.. Şu an sana kızgın mıyım, umutlu muyum, yoksa sadece yorgun muyum…
Bu sabah yine erken uyandım. Hani şu kuşların bile daha tam uyanmadığı, gökyüzünün lacivertten griye geçmeye üşendiği an var ya, işte tam o an. Yatağın diğer tarafı boş, hatta diğer tarafı bile yok, ben hep sağ kenarda…
Gece yarısı oldu. Uyku yok. Galeriyi açtım, parmağım kendi kendine kaydırıyor. Ta ki o kareye gelene kadar. Konserde çektiğim fotoğraf. Hani şu senin omzun omzuma değerken çektiğim. Sahne görünüyor karede, ışıklar…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar