Canım, uyudun mu?
Canım, uyudun mu? Uyumuşsundur. Nefesini duyuyorum, o yüzden kısık yazıyorum.
Bugün düğünden geldik ya, hani kuzenin düğünü. Ben oynarken sen kenarda oturdun, baktın bana. Sonra eve gelince hiç konuşmadık, sen banyoya girdin, ben sofrayı topladım. Şimdi buradayım işte, elimde telefon, yanımda uyuyan sen.
Ne tuhaf, otuz bir yaşındayım, ilk günkü gibi içim titriyor. Düğünde sen bana bakınca, o ilk sene geldi aklıma. Hani o üniversite kafeteryasında, önüme çay koyup “iç” demiştin ya.. hiçbir şey söylemeden. Ben de içmiştim. İşte o gün bu gün, çayı hep sen getiriyorsun. Kavga etsek de, ben surat assam da, sen o çayı getiriyorsun. Ben de unutuyorum. Neden bilmiyorum ama unutuyorum.
Ama canım… bazen hâlâ içimde bir şey eksik kalmış gibi. Senden yıllardır duymak istediğim bir söz var. Hani o söz. Ben hep bekledim. Bir kere söylesen, bir kere… Ama sen sevmezsin öyle konuşmayı, biliyorum. Sen çayla söylersin, bakışla söylersin, sabah beni uyandırırken sesinle söylersin. Ben de böyle kabul ettim işte.
Yine de bugün düğünde, kuzenin gelin olarak içeri girerken, ben bir an düşündüm. Ben de giymiştim o beyazı. Sen de karşımda durmuştun, gözlerin doluydu, hatırlıyor musun.. Söylemiştin bir şeyler o gün, ama ben hatırlamıyorum bile, heyecandan. Şimdi keşke dinleseydim diyorum, keşke. Keşke o söylediklerini aklımda tutsaydım..
Sen şimdi burada, yanımda. Nefes alıyorsun. Ben bu gece yine kendi kendime konuşuyorum işte. Yarın sabah kalkınca yine çay koyacaksın, ben yine susacağım. Ama bu gece içimden geçeni yazdım. Belki bir gün okursun, belki okumazsın. Canım, iyi ki varsın. Seni çok seviyorum. Ama o sözü bir gün duymak istiyorum, haberin olsun.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.