iki kelime
Uyumam gerekiyor ama telefon elden düşmüyor. Ekranda iki kelime duruyor. Sadece iki kelime: "naber, nasılsın?"
Bütün gece bunu mu düşünecektim yani..
Şu an sana kızgın mıyım, umutlu muyum, yoksa sadece yorgun muyum, bilmiyorum. Üçü de olabilir. Hiçbiri de olmayabilir. Bunu itiraf ediyorum işte: yıllar sonra iki kelimeyle alt üst oldum, gururum da yerde şu an.
Hâlâ aklımda. O gün, ilk mesajı attığın gün. Üniversitenin o kalabalık koridorunda telefonuma bakıp gülümsediğim an. O şarkı da hâlâ aklımda. Hani şu birlikte dinlediğimiz. Geçenlerde bir yerde çaldı, kalbim sıkıştı, olduğum yerde donakaldım. Yanımdaki arkadaşıma bir şey söyleyemedim bile. Sadece dinledim. Sonuna kadar dinledim. Sonra eve gidip ağladım mı? Evet. Ağladım. Komik, di mi? Yıllar geçmiş, insan hâlâ birkaç notaya ağlıyor...
Neden ayrıldık, inan şu an tam hatırlamıyorum. Bir sebebi vardı elbette. Vardı da, neydi? Kavga mı? Mesafe mi? İkimizin de söyleyemediği şeyler mi? Hatırlamıyorum. Ama hatırladığım bir şey var: o gün sana söyleyemediklerim. İçimde kalmış cümleler. Yıllardır taşıyorum onları, taş gibi. Şimdi sen "nasılsın?" yazmışsın, ben o taşın altında kaldım.
Ne cevap vereceğim? "İyiyim, sen nasılsın?" mü? Bu mu yani? Yılların, o şarkının, o koridorun, içimde kalan o cümlelerin karşılığı bu mu...
Belki de öyle. Belki de en doğrusu bu. Ama ben yapamıyorum. Parmaklarım klavyede duruyor, bir harfe basıyorum, siliyorum. Bir daha basıyorum, bir daha siliyorum. Kendime kızıyorum. Koskoca üniversite öğrencisiyim, ama iki kelimeye cevap yazamıyorum. Allah'ım, ne hâl.
Aklım "cevap verme" diyor. "Geçmiş geçmişte kaldı" der. Haklısınız. Biliyorum. Ama bir de şu var: ben o mesajı görünce eli ayağım birbirine dolandı. Kalbim hızlandı. Utanıyorum bunu yazarken, 🙈 daha önce kimseye söylemedim. Yıllar sonra bir mesaj, iki kelime, ve ben o eski hâlime geri döndüm.
O gün ayrılırken sana bir şey söyleyemedim. Hatırlıyor musun, sen konuşurken ben susmuştum. İçimden "gitme" diyordum, ağzımdan "tamam" çıktı. O "tamam", içimde kalan en büyük yalanım. Belki de şimdi cevap yazarken de aynı şeyi yapacağım. İçimden "özledim" diyeceğim, ağzımdan "iyiyim" çıkacak.
Ya da çıkmayacak. Bilmiyorum.
Şu an tek bildiğim, uyuyamadığım. Saat geç oldu, yarın var, işim var, gücüm var... ama ben buradayım, telefon elimde, iki kelimeye bakıyorum. Sen "nasılsın?" diye sormuşsun. Ben kendime soruyorum: nasılım ki?
Naber, nasılsın... İki kelime. Sinirim hâlâ geçmedi. Bunca yıl sonra neden yazıyorsun? Ne bekliyorsun? Ama... ama kızgınlığım bile senin adını duyunca eriyor, bunu da biliyorsun. Hep biliyordun. İşte bu yüzden bu kadar zor.
Cevabı bilmiyorum. Belki yarın sabah veririm. Belki de hiç vermem. Ama şunu bil ki bu iki kelime beni bütün gece uyutmadı...
Hâlâ aklımda. Her şey hâlâ aklımda.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.