Bu saatte uyanık olan tek kişi benim herhalde.
Bu saatte uyanık olan tek kişi benim herhalde. Ev sessiz, annem uyudu, bulaşık makinesi bile sustu. Ben de oturdum yine o mesajın karşısına. Yazdım, sildim, bir daha yazdım. Kaç yıl oldu, hâlâ aynı yerde duruyorum.
Bugün otobüs durağının önünden geçtim. Hani o kış akşamı, yan yana hiç konuşmadan beklemiştik ya. Ben ellerimi cebime sokmuştum, üşüyordum. Sen tuttun. Öyle sessiz, öyle kendiliğinden. O an içimden bir şey kopmuştu sanki, hâlâ yerine oturmadı. Bugün aynı durakta yine üşüdüm. Ama bu sefer tutan olmadı.
Kızmıyorum artık sana. Kızacak vaktim de kalmadı. Ama nişanlandığını duyduğum gün... orada işte bir şey oldu. Bir davetiye bile gelmedi, sen düşün. Bir kâğıt parçası kadar yerim olmadı mı o hayatta? 🥺
Belki gelirdim. Belki gelir, uzaktan bakardım sadece. Belki de hiç gelmezdim, bilmiyorum. Ama seçim bana bırakılmadı.
Ben o mesajı yazarken bütün cesaretimi topladım, bilesin. Parmaklarım titriyordu. Sildim. Bir daha yazdım, daha kısa. Göndermedim. Her seferinde bir bahane buldum kendime. Yok yorgundur, yok müsait değildir, yok bozarım bir şeyi. Hep bir şeyi bozma korkusu. Meğer bozulacak bir şey kalmamış.
Şimdi bazen düşünüyorum, o gece gönderseydim ne olurdu diye. Cevap verir miydin, yoksa yine o sessizliğini mi seçerdin? Bilmiyorum ve artık bilmek de istemiyorum galiba. Yalan söylüyorum, istiyorum. Çok istiyorum.
Neyse. Uyumam lazım, sabah erken kalkacağım. Sana yazdım ama göndermeyeceğim. Yine. Sen de bunu hiç okumayacaksın.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.