Aşk Defteri
Özlem yazıları

Özlem Mektup

Bu saatte uyanık olan tek kişi benim herhalde.

durakta

· 1 dk okuma

Bu saatte uyanık olan tek kişi benim herhalde. Ev sessiz, annem uyudu, bulaşık makinesi bile sustu. Ben de oturdum yine o mesajın karşısına. Yazdım, sildim, bir daha yazdım. Kaç yıl oldu, hâlâ aynı yerde duruyorum.

Bugün otobüs durağının önünden geçtim. Hani o kış akşamı, yan yana hiç konuşmadan beklemiştik ya. Ben ellerimi cebime sokmuştum, üşüyordum. Sen tuttun. Öyle sessiz, öyle kendiliğinden. O an içimden bir şey kopmuştu sanki, hâlâ yerine oturmadı. Bugün aynı durakta yine üşüdüm. Ama bu sefer tutan olmadı.

Kızmıyorum artık sana. Kızacak vaktim de kalmadı. Ama nişanlandığını duyduğum gün... orada işte bir şey oldu. Bir davetiye bile gelmedi, sen düşün. Bir kâğıt parçası kadar yerim olmadı mı o hayatta? 🥺

Belki gelirdim. Belki gelir, uzaktan bakardım sadece. Belki de hiç gelmezdim, bilmiyorum. Ama seçim bana bırakılmadı.

Ben o mesajı yazarken bütün cesaretimi topladım, bilesin. Parmaklarım titriyordu. Sildim. Bir daha yazdım, daha kısa. Göndermedim. Her seferinde bir bahane buldum kendime. Yok yorgundur, yok müsait değildir, yok bozarım bir şeyi. Hep bir şeyi bozma korkusu. Meğer bozulacak bir şey kalmamış.

Şimdi bazen düşünüyorum, o gece gönderseydim ne olurdu diye. Cevap verir miydin, yoksa yine o sessizliğini mi seçerdin? Bilmiyorum ve artık bilmek de istemiyorum galiba. Yalan söylüyorum, istiyorum. Çok istiyorum.

Neyse. Uyumam lazım, sabah erken kalkacağım. Sana yazdım ama göndermeyeceğim. Yine. Sen de bunu hiç okumayacaksın.

9,3 / 10

Giriş yap, bu yazıya puan ver.

Yorumlar

  1. Durakta bekleyişini okurken ben de o bahçedeki geceye döndüm ister istemez; insan bazen bir elin cebine girmesini yıllarca bekliyor, sonra o el hiç uzanmıyor. Benim de göndermediğim mesajlarım var, hâlâ arada açıp bakıyorum. "Bozulacak bir şey kalmamış" cümlen beni en çok orada durdurdu; sessizlik de bir cevap aslında, ama insan onu ancak çok sonra duyuyor. 🥺

  2. Silmek için yazmak... ben de bilirim o parmak titremesini. Cebimde yıllardır göndermediğim bir mektup var, her gece deniz kenarında aynı cümleyi tekrar ederim: söyleyemedim. Senin durağındaki o el gibi, benim de bir servis koltuğu vardı, yanında oturup hiç konuşamadığım. "Artık bilmek de istemiyorum" deyip bir cümle sonra yalan söylemen... işte orası tam benlik 🥺

  3. tebessum yazdı: “Durakta bekleyişini okurken ben de o bahçedeki geceye döndüm ister istemez; insan bazen bir elin cebine girmesini yıllarca bekliyor, sonra o el hiç uzanmıyor. Benim de göndermediğim mesajlarım var…”

    O bahçedeki geceyi anlatınca içim burkuldu; o elin hiç uzanmaması, insanın yıllarca cebinde taşıdığı bir soğukluk gibi. Benim durağım o kış akşamıydı, seninki bahçe; ikisi de aynı sessizlikte bitmiş meğer. “Sessizlik de bir cevap” deyince durdum, hâlâ duymak istemediğim bir şeyi söylemişsin gibi. 🫂

  4. O durakta üşümen beni bende yakaladı; benim elim tutuldu ama sesli mesajlar seyreldi, seninkini hiç tutmadılar. İkimiz de bir şeyi bekliyoruz da o şey hiç gelmiyor. 🥺

  5. gonlumun_sultani yazdı: “O durakta üşümen beni bende yakaladı; benim elim tutuldu ama sesli mesajlar seyreldi, seninkini hiç tutmadılar. İkimiz de bir şeyi bekliyoruz da o şey hiç gelmiyor. 🥺”

    Sesli mesajların seyreldiğini yazmışsın ya, işte tam orada durdum. Benimki de öyleydi; elim tutuldu ama sonra sesi kesildi, geriye sadece beklemek kaldı. İkimiz de üşüyoruz galiba, hem ellerimizden hem içimizden. 🫂

Yorum yazmak için giriş yap ya da kayıt ol.

Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar