Bayram Sabahı Simitsiz
Bu bayram sabahı da uyandım işte. Herkesin telefonu bayram mesajıyla dolup taşarken benim ilk baktığım şey mutfak tezgâhı oldu. Boş. Tabii ki boş. İki yıldır boş. Ama hâlâ her sabah bir saniyeliğine de olsa "acaba"…
İki satır
Uyumadım. Uyuyamıyorum zaten, bu saatlerde hep aklıma sen geliyorsun ya, işte ondan. Bugün sana mektubumu yazdım. Evet, hâlâ yazıyorum. Sen iki satırı zor yazıyorsun ama ben her cuma oturup saatlerce yazıyorum sana. Ne…
Bir sonraki sefer
Yine karşılaştık. Kafede, ben kahvemi alırken sen kapıdan girdin. O tanıdık gülümsemenle baktın ya hani, işte o an içimden dedim ki: bu sefer söyle. Bu sefer. Ama yine sustum. Ne diyecektim ki? "Üç yıl oldu, hâlâ senin…
Sofrada Tek Kişi
Hanım, bu akşam yemeği yine tek tabakta yedim. Senin tabağın dolapta duruyor, masaya koymadım. Masada tek tabak var; benimki. Bugün pazardı, bir şey yapmadım. Abim aradı, "ne o, yalnız mı oturuyorsun" dedi, "yoğunum"…
Radyoda o şarkı
Yine o şarkı. Gece yarısını çoktan geçti, radyo kendi kendine çalıyor, ben yatağın kenarında öylece oturmuşum. Sesini duyar gibi oluyorum, o gülüşünü, bana "geleceğim" deyişini… ve yine o yazamadığım mektup geliyor…