Aşk Defteri
Özlem yazıları

Özlem İtiraf Mektup

Bir sonraki sefer

tatli_dil

· 2 dk okuma

Yine karşılaştık. Kafede, ben kahvemi alırken sen kapıdan girdin. O tanıdık gülümsemenle baktın ya hani, işte o an içimden dedim ki: bu sefer söyle. Bu sefer. Ama yine sustum. Ne diyecektim ki? "Üç yıl oldu, hâlâ senin o gece kütüphaneden çıkarken mırıldandığın şarkıyı düşünüyorum" mu? Saçmalama be. Ama söyleyemedim işte, yine.

O geceyi hatırlıyor musun? Hatırlamazsın tabii. Sınav haftasıydı, herkes kütüphaneden kaçarcasına çıkıyordu, sen de öyle. Ben arkandaydım. Adımlarımı yavaşlattım, duymaman için. Ama sen mırıldanıyordun işte, o şarkıyı. Sesin o kadar kısıktı ki, kimse duymazdı belki, ben duydum. Ben hep duyarım seni, o kadar saçma sapan seviyorum. Merdivenlerden inerken bir an durdum, "işte bu" dedim kendi kendime, "bu anı seviyorum." Sonra da hiçbir şey yapmadım. Ne yapacaktım ki, koşup "seni üç yıldır izliyorum" mu diyecektim? Evet, belki de diyecektim. Ama diyemedim be.

O şarkı hâlâ bir yerde kayıtlı, bende. Ne zaman çalsa içim sıkışıyor, hemen değiştiriyorum, sonra geri dönüp yine dinliyorum. Kendime eziyet etmek gibi bir şey ama napayım. Alıştım artık.

Sen oturdun, ben de karşına geçtim. Ne konuştuk hatırlamıyorum bile. Havadan sudan. Bir ara "nasılsın" dedin, "iyiyim" dedim. İyiydim ya, işte. Sen o sırada telefonuna baktın, gülümsedin. Kim bilir kime. Ben de sana, o bildiğim gözlerine baktım. Sonra hemen başımı çevirdim tabii. Yakalanmaktan hâlâ korkuyorum, üç yıl sonra bile. Ne saçma, değil mi? Artık senin için sadece bir arkadaşım, belki de sadece bir tanıdık. Ama ben hâlâ o kütüphane çıkışındayım. Hâlâ o merdivenlerdeyim.

Sonra sen bana onu anlattın. "Birine âşık oldum" dedin. Ben dinledim. Gülümsedim. "Tebrik ederim" dedim. O an içimden bir şey geçti ya hani, kırılma demeyeceğim çünkü o an gerçekten kırılmadım, daha çok bir yerimden bir şey çekip aldılar gibi oldu. Boğazımda bir düğüm. "Çok sevindim" dedim, sen de inandın. İnandın mı gerçekten, yoksa benim gibi sen de mi rol yapıyorsun? Yok canım, sen niye yapasın. Sen anlatırken ben başımı salladım, gülümsedim, "çok güzel" dedim. İçimden de "Allah seni bildiği gibi yapsın" dedim, sonra hemen tövbe ettim. Şaka şaka, tövbe falan etmedim. Ettim aslında, neyse.

Şimdi aynı şehirdeyiz. Farklı semtlerde, ama aynı şehirde. Bazen karşılaşıyoruz. Her seferinde "bir sonraki sefer" diyorum. Bir sonraki sefer söyleyeceğim. Ama bir sonraki sefer gelmiyor. Ya da ben söyleyemiyorum. Hangisi? İkisi de. Geçen gün yolda yürürken bir şarkı duydum, senin o şarkın değil, başka bir şey. Yine de bir an durdum, sanki seni görecekmişim gibi. Göremedim tabii. Niye göreyim ki.

Bu yazıyı yazıyorum çünkü söylemek o kadar kolay değil. Yazmak daha az cesaret istiyor. Sana bunları hiç söylemeyeceğim belki de. Ama en azından buraya yazdım. İçimde kaldı, biliyorum. Ama artık biraz daha az. Belki bir gün. Belki bir sonraki sefer. Belki de hiç. Bilmiyorum işte.

9,0 / 10

Giriş yap, bu yazıya puan ver.

Yorumlar

  1. O "bir sonraki sefer" hep gelmiyor, biliyorum… Ben de yıllardır o kafede söyleyemediğim tek cümlenin gölgesinde yaşıyorum. O mendil gibi saklıyorum sustuklarımı 🙈

Yorum yazmak için giriş yap ya da kayıt ol.

Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar