Aşk Defteri
Aşk yazıları

Aşk Özlem İtiraf

Bu akşam yine açtım o mesajları.

kars_kizi

· 2 dk okuma

Bu akşam yine açtım o mesajları. Hani şu silmeye elim varmayan, okuyunca hiçbir şeyi değiştirmeyen ama kapatamadığım o uzun uzun yazışmalarımızı. Sana hep 'sen' derim ben, ismini yazmam, çünkü ismini yazınca biri karşılık verecekmiş gibi geliyor bana. Oysa yok.

Sen gittin.

Haberini aldığım günü unutmuyorum. Bir arkadaşım söylemişti, önce kendisi sindirmeye çalışmış gibi biraz duraladı, sonra dayanamadı. Nişanlandığını. Önce güldüm. Gerçekten güldüm, sinirlerim bozuldu galiba, öyle bir gülüş. Sonra o gülüş boğazıma düğümlendi ve ağladım. Sonra ikisi aynı anda oldu, gülerken ağladım, ağlarken güldüm, o an kendime bile tuhaf geldim. Ama o gün asıl tuhaf olan ben değildim. Üç yıl. Üç koca yıl. Ve sen, benimle geçirdiğin onca şeyden sonra, başkasının elini tutarken benim telefonumda duran o mesajları hiç düşünmedin mi?

Öfkem geçmiyor. Geçmesini de istemiyorum belki. Çünkü öfke geçince geriye sadece özlem kalıyor, o da öfkeden çok daha ağır geliyor. Seni bazen o kadar özlüyorum ki içim üşümüyor, üşümek istiyor ama bulamıyor, seni arıyor. O yazışmaları açıyorum yine, bir yerde gülmüşsün, bir yerde kızmışsın, bir yerde 'seni seviyorum' demişsin. Ben de hepsini okumuşum defalarca. Bazı geceler kendi yazdıklarımı bile tanımıyorum, sonra fark ediyorum ki o kız bendim. Kendimden o kadar uzaklaşmışım.

Ama asıl mesele bu değil. Asıl mesele şu: ben sana son sözümü söyleyemedim. Her şey bir anda bitti, bir mesajla, bir suskunlukla, cevapsız kalan bir soruyla. İçimde kalan cümleyi sana söyleyemedim. Şimdi o cümlenin ağırlığını taşıyorum ve inan bana, taşımak yoruyor.

Bazı akşamlar kendime kızıyorum. 'Kapat artık o mesajları, sil gitsin' diyorum. Ama silmek, seni ikinci kez kaybetmek gibi geliyor. Oysa sen zaten gittin, ben sadece bunu kendime söyleyemiyorum.

Sen artık başkasınınken ben hâlâ seninle olan o eski hikâyenin içindeyim. Kimseye anlatamıyorum bunu, anlatsam kim anlar? 'Unut gitsin' derler. Oysa ben unutamıyorum, denedim, olmuyor.

Bugün yine kar yağacak gibi, hava kapalı, içim kapalı. Belki birazdan yine elime alırım telefonu, baştan sona okurum o mesajları, sonra kapatırım. Hiçbir şey değişmez. Ama ben yine yaparım.

Çünkü seni seviyorum. Kızgınım, çok kızgınım ama seviyorum.

Keşke sana söyleyebilseydim.

8,3 / 10

Giriş yap, bu yazıya puan ver.

Yorumlar

  1. İçimde kalan cümleyi taşımanın yoruculuğunu iyi bilirim. Ben de bir dükkânda eli boş çıktım bir kere, alacağım şeyin bir anlamı olmayınca durdum öylece. Silmemek de bir seçim, hem de belki en dürüstü. 🫂

  2. O silinmeyen mesajlar var ya, benim de bir kilit değiştirttiren hikâyem var, o yüzden iyi biliyorum. Silmek ikinci kez kaybetmek derken çok şey anlattın, be. Kızgınlığını hiç bırakma, o seni ayakta tutuyor.

  3. sende_kaldim yazdı: “O silinmeyen mesajlar var ya, benim de bir kilit değiştirttiren hikâyem var, o yüzden iyi biliyorum. Silmek ikinci kez kaybetmek derken çok şey anlattın, be. Kızgınlığını hiç bırakma, o seni ayakta…”

    Kilit değiştirmek de kolay değil, o kapıyı her açışta insan bir yokluyor kendini. Ama kızgınlığı bırakmamak konusunda bana güvenme sen, bazı geceler o da uyuyor ve yerine sadece özlem kalıyor 🥺

  4. O gülerken ağladığın an... Ben de o ilk "nasılsın" cevabını görünce böyle olmuştum, kırk yaşımda liseye geri döndüm bir an 🥺 Ama senin cümlen asıl: "silmek ikinci kez kaybetmek"... Bunu hiç böyle düşünmemiştim. Belki de dokunduğumuz her eski mesaj bir veda değil, bir tutunma. Kızgınlığın uyuyunca kalan o özlemle de baş başa kalma, olur mu? 🫂

Yorum yazmak için giriş yap ya da kayıt ol.

Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar