Duydum işte
Duydum işte. Nişanlanmışsın. Bana söylemedin, bir arkadaşımdan duydum, sıradan bir pazar öğleden sonrası, elimin altında çayım soğurken. Ne güzel. Demek böyle oluyormuş.
Ve ben ne yaptım biliyor musun? Kalktım, telefonu açtım, o şarkıyı yine dinledim. Hani şu birlikte dinlediğimiz. Her seferinde sildim sanıyorum, ama bir bakıyorum yine orada. Yine ben açmışım, yine dinlemişim. Sonra da kendime kızdım, oturdum bir güzel kızdım kendime. Ne gülünçsün be kadın, dedim. Ama dinledim.
Şimdi asıl kızdığım şey nişanın falan değil, biliyor musun? Yıllar geçti, biz bittik, sen gittin, her şey oldu bitti. Ama bir kere bile arayıp da "ben evleniyorum" demedin. BARI BİR KERE ARASAYDIN! Bir kere! İnsan bunu yapar, değil mi? İnsan, bir zamanlar sevdiğine bir telefon eder, iki cümle söyler, sonra kapatır. Ama yok. Sen o iki cümleyi bile çok gördün bana.
Bak kızıyorum işte, hem de nasıl kızıyorum. Ama sonra o şarkı içimden çalıyor, ben yine yumuşuyorum, yine sana bir şeyler söyleyesim geliyor. Seni sevmedim mi ben? Sevmedim mi?? Sevdim sanki.
Neyse. Mutlu ol. Gerçekten. Ben de o şarkıyı bir daha açarsam kırarım bu telefonu. Her seferinde böyle diyorum.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.