hatırladım mı, hatırlattın mı
Bir fotoğraf. Öyle büyük bir şey değil. Bir sahildeyiz, kum ıslak, akşamüstü. Sen "hatırladım" yazmışsın altına. Tek kelime. Ama ben o tek kelimeye yarım saat baktım.
Ve sonra gördüm. Bileğinde hâlâ o ince bileklik var. Hani şu benim, yıllar önce, sana verdiğim. Kutusu hâlâ bende, atmaya kıyamadım, sen bilmiyorsun ya... duruyor işte.
İçim bir ısındı, bir yandı. Aynı anda. Becerebiliyorum bunu, evet. Önce gülümsedim. Sonra öfkelendim. NE HAKLA?!
Uzun zaman sonra, sıradan bir akşam. Ben çay koyuyordum, telefonu masaya bırakmıştım. Kendi kendime konuşuyordum belki, ya da yorgundum, hatırlamıyorum. Bir bildirim. Adını gördüm. Ellerim duraksadı, çaydanlık hâlâ elimde...
Sen ne bilirsin ki. O bilekliği hiç çıkarmamışsın gibi duruyor o fotoğrafta. Belki çıkarmadın, belki de o gün öylesine taktın. Hangisi daha kötü, hâlâ karar veremedim. 🙈
Kızdım sana. Kızdım kendime. Bir fotoğrafla kapıyı araladın işte, ben de hemen içeri baktım. Aptalım, biliyorum. Kapatmıştım o kapıyı, kilitledim sanıyordum, anahtarı da atmıştım denize..
Şimdi ne olacak? Bilmiyorum. Cevap yazmadım daha. Belki yazarım, belki yazmam. Ama o fotoğraf açık duruyor telefonda, kapatmaya elim varmıyor.
Sen orada, o sahilde, o bileklikle... ben burada, çay soğumuş, gecem uzamış. "Hatırladım" yazmışsın. Ben hiç unutmadım ki zaten. 🤍
Giriş yap, bu yazıya puan ver.