sana yazmayı bırakamadım
Bu akşam yine o son mesaja döndüm, hani şu “hayırlısı olsun” dediğin mesaja; ben hâlâ içinden bir şey çıkarmaya çalışıyorum, sanki iki kelimenin arasında sakladığın bir şey varmış gibi 🙈 ve biliyorum yok, biliyorum…
Sabah Yine Aynı
Canım, sabah yine erkenden kalktım, sana güçlü görünmek için. Sonra balkona çıktım, sigaramı yaktım ve sustum. Ağladım işte, ne yapayım. O ilk mesajı hâlâ silemiyorum. Sen atmıştın, ben okumuştum, dünya durmuştu. Şimdi…
O iki kelime
Yine o sessizlik. Evin içinde bir tek buzdolabının sesi var. Yanımda oturuyor ama yok gibi. Ben de ona bakmıyorum zaten. Telefonu elime aldım, kalbim deli gibi çarpıyor. İki kelime yazdım. Sadece "selam, nasılsın"…
sesini açıp aramadım
Telefon yine elimde. Geç oldu, biliyorum. Ama uyku tutmuyor işte. O gece de böyleydi, hatırlıyor musun? İkimiz de uyuyamıyorduk, rastgele bir yerde rastlamıştık birbirimize. Konuştukça sabah olmuştu, fark etmemiştik…
çizik ekran
Yine o telefonu elime aldım. Ekranın ortasından bir çizik geçiyor, hatırlıyor musun, o gün sen sinirlenip masaya çarpmıştın. O çizik hiç geçmedi. Ben de hiç geçiremedim. Mesajlara baktım, en baştan. İlk günlerdeki "iyi…
Kordon'da bu saatte
Sevgilim. Cumartesi gecesi. Ben yine uyuyamadım. Yine telefon elimde. Yine aynı şeyi yapıyorum: yazıyorum, siliyorum, yazıyorum, siliyorum. Sonra hiç göndermiyorum. 🙈 Bu kaçıncı cumartesi be? Saymadım. Sayamıyorum…
İki Kelimenin Altında Ne Var
Canım, hâlâ o iki kelimenin içindeyim. "Merhaba, nasılsın." Bu kadar işte. Ama ben o iki kelimenin altında yılları görüyorum ya, belki de sorun bende. 🙈 Akşam oldu, hava yeni serinledi. Telefonu elime alıyorum…