Sabah oldu yine.
Sabah oldu yine. Kahve elimde, telefon elimde. Hangisi soğudu, bilmiyorum.
On iki yıl. ON İKİ YIL!! Ben hâlâ o cümlelerin içindeyim. "Görüşürüz" yazmıştın en son. Görüşemedik işte. Ben de saf saf inandım.
Bazen kendime gülüyorum. Kim on iki yıllık mesajları okur ki? Deli miyim neyim. Ama sabah kalkıyorum, telefonu alıyorum... kaydırıyorum. Bakıyorum. Kapatıyorum. Sonra bir daha açıyorum. Durup dururken. Kahvem masada kalıyor zaten.
Seni unutamadım demeyeceğim. Unutmak istemedim çünkü. Unutmak, seni bir daha hiç göremeyeceğim demek. BEN BUNU İSTEMİYORUM!!
Annem geçen gün "hâlâ mı" dedi. Sustum. Cevap versem ağlardım. Çayımı içtim, gülümsedim. İyi rol yaparım, yıllardır prova ediyorum.
O koridoru hatırlıyor musun? Kalabalığın ortasında ne dediğini kelimesi kelimesine aklımda. Aptalca, biliyorum. Ama söylesene, insan o sesi nasıl unutur?
Şimdi buraya yazıyorum. Sen okumayacaksın. Belki bir yabancı okur, başını sallar. Bırakamıyorum.
İtiraf mı istedin? Hâlâ seviyorum seni. Hâlâ o koridordayım. Hâlâ o mesajı okuyorum her sabah. Soğumuş kahveyle 😔
Giriş yap, bu yazıya puan ver.