sana yazmayı bırakamadım
Bu akşam yine o son mesaja döndüm, hani şu “hayırlısı olsun” dediğin mesaja; ben hâlâ içinden bir şey çıkarmaya çalışıyorum, sanki iki kelimenin arasında sakladığın bir şey varmış gibi 🙈 ve biliyorum yok, biliyorum sadece bitti demiştin ama ben her akşam aynı yere dönüp duran bir salak oldum işte, çünkü annem “vazgeç” dediğinde ben vazgeçmedim, ailen istemediğinde de vazgeçmedim, hatta sana “onlar ne anlar” dedim, güldük ikimiz de, ama sonunda vazgeçen ben oldum, bu çok komik değil mi, herkese direnip kendime yenilmek...
Hava hâlâ sıcak, ekimde bile akşamları terliyorum, balkona çıkıp sigara yakıyorum ve aklıma hep aynı şey geliyor; sen olsan “bırak artık şunu” derdin, ben de “sen bırakmadan ben bırakmam” derdim, ne saçma bir inattı bu, şimdi ikimiz de bıraktık ama benim elimde kalan tek şey bu duman ve o son mesaj 🙉
Bazen kendime kızıyorum, çok kızıyorum, keşke daha fazla direnseydim diyorum, keşke “hayır” deseydim diyorum, ama sonra düşünüyorum da ben yorulmuştum, sen de yorulmuştun, ikimiz de birbirimize bakıp “bu iş olmayacak” diyen o sessizliği yaşadık, o sessizlik her şeyden daha çok kırdı beni, kavga bile etmedik, öylece bitti.
Şimdi ne mi yapıyorum? Kendimi affetmeye çalışıyorum, seni de, zor olan kısmı seni affetmek çünkü sen giderken bana bir sürü “keşke” bıraktın, ben de onları bir kutuya koydum, arada açıp bakıyorum, sonra kapatıyorum, sonra yine açıyorum, bu döngü beni deli ediyor 🙈
Dua ediyorum bazen, “Allah’ım onu bana unuttur” diyorum, sonra hemen arkasından “yok yok, unutturma” diyorum, böyle çelişkili dualar ediyorum işte, sen de gülerdin bana, “sen hep böylesin” derdin, haklısın, hep böyleydim, hâlâ böyleyim.
Bu akşam yine sana yazdım, göndermedim tabii, göndermem de, çünkü sen “hayırlısı olsun” diyeli çok oldu ve ben hâlâ o iki kelimenin içinde yaşıyorum, ne acıklı, ne saçma...
Giriş yap, bu yazıya puan ver.