Kına Tırnağım Hâlâ Duruyor
Canım, hani şu kırmızı kınayı yakarken avucuma tıkılan bozuk parayı biliyorsun ya… Dün gece çekmeceyi karıştırırken buldum. Hâlâ orada. Bir kuruş. Ama içimde bıraktığı ağırlık, bir kuruş değil. Hiç de değil. Salı gecesi…
Canım, hani şu kırmızı kınayı yakarken avucuma tıkılan bozuk parayı biliyorsun ya… Dün gece çekmeceyi karıştırırken buldum. Hâlâ orada. Bir kuruş. Ama içimde bıraktığı ağırlık, bir kuruş değil. Hiç de değil. Salı gecesi…
Oturuyorum öyle, uyku yok. Olmuyor zaten, biliyorsun. Gözümü kapatsam senin o kapıda belirdiğin an aklıma geliyor; hani sanki hiç gitmemişsin gibi, hiçbir şey olmamış gibi bakışın. O bakışı unutamıyorum. Kalktım…
Bu bayram sabahı da uyandım işte. Herkesin telefonu bayram mesajıyla dolup taşarken benim ilk baktığım şey mutfak tezgâhı oldu. Boş. Tabii ki boş. İki yıldır boş. Ama hâlâ her sabah bir saniyeliğine de olsa "acaba"…
Şu fotoğrafa bakıyorum da, hani şu düğünde çekilen, ortada gülüyoruz ikimiz de, benim elimde bir bardak var tutmaya çalışıyorum, sen zaten hiçbir şey tutmaya çalışmıyorsun, o eski şakalardan birini yapmışsın yine. Kaç…
Dün gece annemin yanında oturuyordum, televizyon açıktı ama ikimiz de bakmıyorduk. Annem birden "yüzün yine düşük" dedi. "Yok bişi" dedim. O da bilmiyor mu sanki. Gözlerimi kaçırdım hemen. Sonra kalktım, odama geçtim…
Seni geçenlerde bir kafede gördüm. Yanında eşin, çocuğun... Ben bir masada, elimde soğumuş çay. Kalkıp yanına gelsem ne derdim bilmiyorum, belki de hiçbir şey. Sadece başımı öne eğdim, sen görme diye. Ama sen zaten hiç…
Bu gece yine o defteri çıkardım çekmeceden. Hani şu yeşil kapaklı olan. Kapağı artık biraz yıprandı, köşeleri kıvrıldı ama ilk sayfayı her açışımda içim bi tuhaf oluyor. Senin el yazın. "Güzel yaz." İki kelime. Yirmi…
Bugün yine yanındaydım. Kapıdan çıkarken hemşirelere gülümsedim, asansörde kimse yoktu, iyi ki yoktu. Ellerim… kapı kapanınca titremeye başladı işte. Her seferinde aynı şey. İçerideyken hiçbir şey yokmuş gibi duruyorum…
Bu saate kadar oturdum. Uyumadın mı diye sormadın. Salonda ışık yanıyordu, kapıyı kapattın içeriden. Ben de burada, kendi kendime konuşuyorum işte.. Eskiden bu saatlerde ikimiz de uyanık olurduk. Gülerdik. Bir şeyler…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar