Bugün o kadar normal geçti ki... yani normal işte, okula gittim, eve döndüm…
Bugün o kadar normal geçti ki... yani normal işte, okula gittim, eve döndüm, senin yanına uğradım. Ama bir ara telefonu elime aldım, eski fotoğraflara baktım. Hani şu sahilde çekildiğimiz var ya, hani benim elimde dondurma var, sen gülüyorsun ya hani... o fotoğrafa baktım ve ya, ne bileyim. İçim bir tuhaf oldu.
Sen hâlâ aynı gülüyorsun canım, hakkını yemeyeyim. Hastanede bile, o serumlar takılıyken bile bana bakıp gülüyorsun. Ben de gülüyorum. Gülüyorum işte. Ama ya... bazen odadan çıkıyorum, kapının arkasında bir saniye duruyorum da, yüzümü toparlamam gerekiyor. Bir saniye. Sonra içeri giriyorum, hiçbir şey olmamış gibi.
Sana bir şey söylemem lazım ama söyleyemiyorum. Söyleyemiyorum be. Çünkü ben 'korkuyorum' dediğim an sen 'korkma' diyeceksin, ben yine 'korkuyorum' diyeceğim, sen yine 'korkma' diyeceksin... ve bir yerde patlayacağım. Belki de patlamam. Bilmiyorum.
Bazen sana kızıyorum. Evet, kızıyorum. Saçma biliyorum. Neden kızıyorsun diyeceksin, kendim de bilmiyorum. Belki o gün sahilde dondurmanın erimesine bile üzülmemiştik ya, hani öyle bir gündü, işte ona kızıyorum. O günü geri istiyorum. Çok istiyorum. O kadar çok istiyorum ki...
Sen iyi olacaksın. Bunu biliyorum. Ama bazen, sadece bazen, bu cümleyi söylerken sesim titriyor ve sen duymuyorsun diye dua ediyorum. Duydun mu? 🙈
Giriş yap, bu yazıya puan ver.