İki Kelime
Merhaba, nasılsın? Bunu yazmışsın ya. İki kelime. İki kelimeyle ne diyebilirim ki sana? Ya da sen ne diyorsun bana? Yıllar sonra, gece yarısı, ekranımda öylece duran iki kelime. Hiç yürüdüğümüz sokaklar aklıma gelmedi…
O Fotoğrafı Hâlâ Silmedim
Yine o fotoğraf. Hani şu koridordaki. Gülüyorsun ya, hani o an her şey durmuştu ya benim için. Hâlâ duruyor işte. Sen gideli kaç ay oldu, ben hâlâ o koridorda kalakaldım. Bu gece yine açtım baktım. Aptallık biliyorum…
Sana kızmak istiyorum ama kızamıyorum
Bu saatte yine o çekmeceyi açtım. Biliyorum, artık bakmayacağım dedim ama… işte. O kâğıdı elime aldım, kenarı hafifçe kıvrılmış. Üzerindeki isimlerimiz hâlâ orada duruyor, yan yana. Bir zamanlar öyleydik, değil mi? 🙂…
Çekmecedeki Bileklik
Bugün yine o çekmeceyi açtım. Bilerek açtım, kendime eziyet olsun diye. Bileklik hâlâ orada, kutunun içinde, hiç takılmamış. Senin bileğine hiç değmedi. Ben onu alırken hayalini kurmuştum, hatırlıyor musun? Sana…
Geçen sene bu gece
Geçen sene bu gece... ya bilmiyorum be, belki de tam bir sene oldu, belki bir gün fazla. Ama ben o geceden beri aynı yerde sayıyorum, sen ise çoktan başka bir yere gittin. Hani şu bizim ilk gün oturduğumuz sıra var ya…
Kendime bile söyleyemiyorum
Ya... bunu bir yere yazmam lazım artık, içimde tutmaktan yoruldum. Üç ay oldu. Üç ay. Bazen dün gibi geliyor, bazen de o otobüs durağı çok uzak bir yerde kalmış gibi. Hani yağmuru beklerken ilk kez konuştuğumuz o durak…
O Şarkı Çalınca
Gece yarısı, mutfakta çay demliyorum. Radyo açık işte, kimse dinlemiyor, kendi kendine çalıyor. Sonra o şarkı başladı. Hani bizim şarkımız. Arabada sonuna kadar açar, camları indirir, bağıra bağıra söylerdik ya. Şimdi…