Az önce mutfakta su içmeye kalktım.
Az önce mutfakta su içmeye kalktım. Bardağı bırakırken elimin altında telefon vardı, açtım, kapattım. Bir şey yapmadan da yapmış gibi oluyor insan, biliyorsun.
Bu yazıyı yazarken aklıma yine o akşam geldi. Kıştı, otobüs durağında yan yana bekliyorduk, ikimiz de bir şey söylemiyorduk. Sonra elini tuttun. Öyle büyük bir hareket değildi, sessizce oldu. Ben o an ne düşüneceğimi bilemedim. Hâlâ tam bilmiyorum.
O gün tuttuğun el, bugün başka bir elde. Bunu düşününce midemde bir şey düğümleniyor. Sonra geçiyor. Sonra yine oluyor.
Mesajı hâlâ silmedim. Telefonu değiştirdim, yedeğe aldım, yine duruyor orada. Bazen açıp okuyorum. Göndermediğim o iki satırı. Bazen iyi ki göndermedim diyorum. Bazen de keşke gönderseydim, ne olacaktı sanki. Cevap gelmese de bir cevap olurdu. Sessizlikten iyidir.
Davetiyeyi göndermedin. Belki bana söylemek istemedin, belki de hiç aklına gelmedi. İkisi de canımı yakıyor. Ama en çok, bunu senden duymadan öğrenmem yakıyor.
Kızgın değilim artık. Yalan söyledim, biliyorum. Kızgınım aslında. Ama kızmak da yoruyor, bir yerden sonra sadece susuyorsun.
Bu saatte uyanık olan tek kişi ben değilimdir herhalde. Sadece ben yazıyorum.
İyi geceler sana. Neredeysen, kiminleysen.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.