Kendime bile söyleyemiyorum
Ya... bunu bir yere yazmam lazım artık, içimde tutmaktan yoruldum. Üç ay oldu. Üç ay. Bazen dün gibi geliyor, bazen de o otobüs durağı çok uzak bir yerde kalmış gibi. Hani yağmuru beklerken ilk kez konuştuğumuz o durak. Şimdi oradan geçerken başımı çeviriyorum, hâlâ.
Eski mesajları okuyorum. Hâlâ. Gecenin bu saatinde, telefonun ışığında, tek tek. "Özledim" yazmıştın. Hep aynı kelime. Her kavgadan sonra o kapı çarpılır, bir hafta ses çıkmaz senden, sonra o iki hece gelirdi ve ben... ben yine affederdim. Çünkü sensiz sessizlik, o kavgadan bile daha çok korkutuyor beni. Bunu şimdi söylüyorum, o zaman söyleyemiyordum.
Sana bozuldum, hem de fena. Kendimi o kapının önünde bırakılmış gibi hissediyorum, hani şu her seferinde çarpıp gittiğin kapının. Sen çekip gidiyordun, ben kapının önünde kalıyordum. Hep ben.
Ama sonra... sonra seninle gülmeyi hatırlıyorum. Sabaha kadar süren mesajları. Özlemekten nefret ediyorum, çünkü özlediğim an affetmeye başlıyorum, biliyorum.
Belki bir gün dönmezsin diye korkuyorum. Belki dönersin diye de. Bunu kimseye söyleyemedim, sana da söyleyemem ama işte... buraya yazdım. Cevap yazmıyorum artık. Ama okumaktan da vazgeçemiyorum. 🙈
Giriş yap, bu yazıya puan ver.