Sildim de Ne Oldu
Fotoğrafı sildim ya. Hani geçen anlatmıştım. Sildim işte. Telefon rahatladı, ben rahatlamadım. Çünkü silince bitmiyor. Sildiğin şey ekrandan gidiyor, kafandan gitmiyor. Ne kadar aptalım, bunu yeni öğreniyorum. Otuz yedi…
Fotoğrafı sildim ya. Hani geçen anlatmıştım. Sildim işte. Telefon rahatladı, ben rahatlamadım. Çünkü silince bitmiyor. Sildiğin şey ekrandan gidiyor, kafandan gitmiyor. Ne kadar aptalım, bunu yeni öğreniyorum. Otuz yedi…
Bugün sahilde yürüdüm yine. Ayakkabılarımı çıkardım, suyun kenarında ıslanmasına bile aldırmadım. Telefonu çıkardım, eski mesajları açtım. Hepsini biliyorum zaten, ezberledim artık. Yine de açıyorum. Okumadan…
Uzakta olanım, Yine sustum. Biliyorum, sen bu huyumu bilirsin. Telefonu elime alıp bırakıyorum durmadan. Ekranın ışığı yüzüme vuruyor, senin son mesajın duruyor orada. "İyi geceler, tatlı rüyalar" yazmışsın. Ben de sana…
Öğleden sonra evdeyim, perdeyi çekmedim bile. Güneş yerlerde, ben kanepedeyim. Telefon masada yüzü yukarı bakıyor. Ne tuhaf, artık yüzü yukarı bakan her telefon bana seni hatırlatıyor. Çünkü seninki hep ters dururdu…
Kilidi değiştirdim. Hani şu kapıyı. Biliyorsun. Üç ay boyunca her gece o kapının önünden geçtim, sonra bir gece sen geldin ve ben açtım. İşte o kapı. Geçen hafta çilingir çağırdım, adam on dakikada halletti. Ben o…
Eve geldim, ışığı yakmadan oturdum. Dışarıda yağmur var, camı tıklatıyor. Bir haftadır yazmıyorum sana. Bu sefer kendime kızdım, gerçekten kızdım. Kaç zarf oldu, sayısını ben de bilmiyorum. Ama bugün farklı bir şey…
Bugün yine o durağın önünden geçtim. Hani şu sabahları servis beklediğimiz yer. Öğlen vaktiydi, kalabalıktı, kimse kimseye bakmıyordu ama ben bir an durup kaldım orada. Sanki hâlâ birinin gelmesini bekliyormuşum gibi…
Dinle beni. Bu sabah yine o kitapçının önünden geçtim. Hani şu köşedeki, vitrininde sararmış kitaplar olan. İçeri girmedim. Sadece durdum, camdan baktım, sonra yürüdüm. Ama yürürken elim cebimdeydi, cüzdanımı…
Bugün yine o fotoğrafa baktım. Bakmayacağım demiştim, kendime söz vermiştim. Ama işte... yine baktım. Beyaz elbisenin içinde, elini başka birinin eline vermişsin. Gülüyorsun. O gülüşü ben bilirim, o gülüşü... Kızmıyorum…
Bu gece yine o küçük kutuya baktım, çekmecede en altta duruyor, üzeri tozlu. İçinde ne var biliyor musun? O gün aldığım ince zincirli kolye, bir de arkasına iki kelime yazdığım küçük bir kart… 'Seni seviyorum' yazdım…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar