Cebimde Kalan
Uzakta olanım,
Yine sustum. Biliyorum, sen bu huyumu bilirsin. Telefonu elime alıp bırakıyorum durmadan. Ekranın ışığı yüzüme vuruyor, senin son mesajın duruyor orada. "İyi geceler, tatlı rüyalar" yazmışsın. Ben de sana aynısını yazdım ama içimden bin tane başka şey geçti de söyleyemedim işte..
Bugün yine o yürüyüşü düşündüm. Hani şu seninle sokak sokak yürüdüğümüz var ya. Kıştı. Ben Ankara'ya gelmiştim, seni görmek için. Nasıl bir cesaretti bilmiyorum ama.. otobüsten indiğimde ellerim titriyordu, soğuktan mı heyecandan mı hâlâ emin değilim. Sen karşıda duruyordun, o gülüşünle. İlk başta seninle dalga geçmiştim, hatırlıyor musun? O mesajlarınla, o şakalarınla. Ne kadar da kolaydı o zaman her şey. Şimdi aynı kolaylığı arıyorum da bulamıyorum. 🙈
İki gün. İki gün boyunca hiç durmadan yürüdük. Hani bir yere yetişmeye çalışırmış gibi değil, sadece yürüyelim diye. Sen anlatıyordun, ben dinliyordum. Bazen susuyorduk, o susuşlar bile güzeldi. Sonra o an geldi. Tren garı. Benim dönmem gerekiyordu. Peronda durduk, sen bana sarıldın. "Treni kaçırma" dedin gülerek. Ben de güldüm ama içim.. içim bir tuhaf oldu. Cebimde bir kırmızı atkı vardı. Sana vermek için almıştım. Hani o gün soğuktu ya, boynuna sararsın diye. Ama veremedim. Elimi cebime attım, tuttum, çektim, sonra yine bıraktım. Sanki verirsem bir şey bitecekmiş gibi. Sanki o atkıyı verirsem, "bu bir veda hediyesi" olacakmış gibi. Vermedim işte. O atkı hâlâ bende. Bazen çıkarıp bakıyorum. Kokusu kalmadı artık ama rengi hâlâ aynı. Senin gibi güzel.
Şimdi her akşam aynı şey. Telefonu elime alıyorum, seni arıyorum. İki saat konuşuyoruz. Bazen üç. Sen anlatıyorsun, ben dinliyorum. Ama telefonu kapattığımda.. yatağa tek giriyorum. Yorganın o boş tarafına bakıyorum. Soğuk. Hep soğuk. Sen orada olsan, o boşluk dolar mıydı? Bilmiyorum. Ama bazen öyle bir an geliyor ki, telefonu kapatmak istemiyorum. "Daha anlat" diyorum içimden, "daha anlat da gitme." Diyemiyorum tabii. Sen anlatırken ben dinliyorum, gülüyorum, şaka yapıyorum. Ama içimde bir yer.. bir yer hep aynı. Kırık. 💔
Kızgın olduğum da oluyor sana. Bazen diyorum ki, keşke hiç başlamasaydık. Keşke o mesajı atmasaydım, keşke cevap vermeseydin. O zaman bu belirsizlik olmazdı. Bu "ne olacağız" sorusu olmazdı. Ama sonra kendime kızıyorum. Ne kadar aptalım. Seninle konuşmak, senin sesini duymak.. o bile yetiyor bana. Sonra utanıyorum kendimden. Bu kadar mı zayıfım ben? Bu kadar mı acizim? 🙉
Uzakta olanım, ben sana ne diyeceğimi bilmiyorum artık. Ne kadar sürdüreceğiz bunu? Ne zamana kadar böyle olacak? Sen Ankara'da, ben burada. Arada şehirler, arada yollar. Arada bir belirsizlik. En çok bu kırıyor beni. Bu bilmemek. Sen de bilmiyorsun, biliyorum. İkimiz de aynı yerde duruyoruz işte. Ama benim yerim biraz daha soğuk galiba. 🥺
Bugün yine o atkıyı çıkardım. Boynuma doladım. Karşımda ayna var. Kendime baktım. "Ne yapıyorsun sen?" dedim. Cevap veremedim. Çünkü ben de bilmiyorum. Belki bir gün gelirsin, belki ben gelirim. Belki o atkıyı o zaman veririm. Ya da vermem. Kısmet artık. Ama şunu bil ki, uzakta olanım.. seni çok özlüyorum. Çok. Bu kadar basit işte. Ne kadar kızsak da, ne kadar yorulsak da.. seni çok özlüyorum. 🖤
Neyse.. yine çok yazdım. Sen uyumuşsundur belki de. Ben yine telefonu elime alıp bırakıyorum. Belki yarın ararım. Belki yarın yine iki saat konuşuruz. Belki yarın yine yatağa tek girerim..
İyi geceler uzakta olanım. 🌙
Giriş yap, bu yazıya puan ver.