İki Kelime
Merhaba, nasılsın? Bunu yazmışsın ya. İki kelime. İki kelimeyle ne diyebilirim ki sana? Ya da sen ne diyorsun bana? Yıllar sonra, gece yarısı, ekranımda öylece duran iki kelime. Hiç yürüdüğümüz sokaklar aklıma gelmedi…
Merhaba, nasılsın? Bunu yazmışsın ya. İki kelime. İki kelimeyle ne diyebilirim ki sana? Ya da sen ne diyorsun bana? Yıllar sonra, gece yarısı, ekranımda öylece duran iki kelime. Hiç yürüdüğümüz sokaklar aklıma gelmedi…
Telefonun ışığında hâlâ o fotoğrafa bakıyorum. Hani şu düğünden kalma olan. Arka planda benim yüzümde hiç tanımadığım bir gülüş, senin elinde tuttuğun o bardak, bir de aramızda kalan mesafe. Fotoğrafı her açtığımda önce…
Gece yarısı, mutfakta çay demliyorum. Radyo açık işte, kimse dinlemiyor, kendi kendine çalıyor. Sonra o şarkı başladı. Hani bizim şarkımız. Arabada sonuna kadar açar, camları indirir, bağıra bağıra söylerdik ya. Şimdi…
Herkes uyudu, ben yine o fotoğrafa bakıyorum. Sen yanındakiyle gülüyorsun ya... hani o gülüşün vardı, iki dişinin arası hafif açık, ben ilk gün sahilde o gülüşü görünce 'işte bu' demiştim. Bir yıl boyunca her sabah o…
ya be, gece yarısını çoktan geçtik, kafe kapandı kapanacak, ben hâlâ aynı köşedeyim. telefonu elime aldım yine, o mesajı açtım. iki kelime. "artık yapamıyorum." iki kelime be. üç yılın karşısına iki kelime… gülüyorum…
Bugün telefonumu elime aldım, yine o sohbeti açtım. Aylardır silmedim, silemedim. Okuduğum her satırı neredeyse ezbere biliyorum artık. "Günaydın" yazmışsın bir yerde, sabahın altısında. Ben o saatte uyanmazdım bile…
Akşamüstü markete indim, kasada çalan o şarkı… ya o şarkı işte. Bir an elimdeki poşeti unuttum, kaldım öyle. Nefret ediyorum senden, biliyor musun? Ama gülümsemeden de geçemedim, salak gibi. 🙈 Dün gece de telefona…
Canım, Bugün yine yağmur yağdı. Hani seninle tanıştığımız gün gibi. Üniversitenin ikinci yılıydı, ellerim üşümüştü, sen tuttun ve bir daha bırakmadın. O gün hayatımın değiştiğini anlamıştım ama bu kadar çabuk biteceğini…
Duydum işte. Nişanlanmışsın. Bana söylemedin, bir arkadaşımdan duydum, sıradan bir pazar öğleden sonrası, elimin altında çayım soğurken. Ne güzel. Demek böyle oluyormuş. Ve ben ne yaptım biliyor musun? Kalktım, telefonu…
Kuzenimin düğünüydü. Kızım pembe elbisesini giydi, oğlan kravat taktı. Salona girdiğimizde müzik çalıyordu, herkes gülüyordu. Ben de gülümsedim, hep yaptığım gibi. Bir ara dans eden çifte baktım. Yan yana, ele ele. İçim…
Geçenlerde birinin doğum gününe gittim. Pasta geldi, mumlar yandı. Herkes alkışlıyor, şarkı söylüyor. Ben de alkışladım. Ama içimden bir ses dedi ki: mum üfleyen bir adam vardı, hatırladın mı? Hatırladım. Tabii ki…
Bugün yine dinledim. O ses kaydını. Hani şu en son konuştuğumuz günün kaydı. Sen 'artık dayanamıyorum' demiştin ya. Ben hâlâ oradayım. Sen çoktan gittin, ben o cümlede takılı kaldım. Bazen diyorum ki silelim artık…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar