Yarın da seninle uyanacağım
Canım,
Bugün yine yağmur yağdı. Hani seninle tanıştığımız gün gibi. Üniversitenin ikinci yılıydı, ellerim üşümüştü, sen tuttun ve bir daha bırakmadın. O gün hayatımın değiştiğini anlamıştım ama bu kadar çabuk biteceğini nereden bilebilirdim ki?
Akşam eve geldim, kapıyı açtım, içeri girdim ve yine senin kokunu aradım. Montun duruyor hâlâ askıda. Bazen alıp yüzüme götürüyorum, sonra fark ediyorum ne yaptığımı ve yerine asıyorum. Delirdim mi ben, canım? Belki de.
Telefonumda senin ses kayıtların var. Bir tanesini dinledim az önce, bana gülüyordun. O gülüşü duyunca bir an inandım, kapı çalacak, geleceksin. Gelmedin.
Her akşam yatmadan önce söylerdin ya, "yarın da seninle uyanacağım" diye. Ben şimdi her sabah sensiz uyanıyorum ve bu çok ağır, canım. Çok ağır.
Neden bu kadar erken gittin diye soruyorum bazen. Cevap vermiyorsun tabii. Sonra o monta bakıyorum, kızgınlığım geçiyor, yerine öyle bir özlem geliyor ki anlatamam.
Fotoğraflara bakmaya korkuyorum artık. Bir yılı doldurmadı bile, ben bir ömür gibi yaşıyorum sensiz.
Yarın da seninle uyanacağım.
Yalan söylüyorum işte.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.