O Yüzük Hâlâ Aklımda
Akşam oldu yine, cam açık, dışarıdan biri geçiyor, gülüşüyorlar. Ben de sana bakıyorum be. Günlerdir aynı ekran, aynı beyaz elbise. Nişanlanmışsın ya. Ben de gördüm. Herkes gibi ben de gördüm. Biliyor musun, hâlâ o gün…
Akşam oldu yine, cam açık, dışarıdan biri geçiyor, gülüşüyorlar. Ben de sana bakıyorum be. Günlerdir aynı ekran, aynı beyaz elbise. Nişanlanmışsın ya. Ben de gördüm. Herkes gibi ben de gördüm. Biliyor musun, hâlâ o gün…
Gece yarısı. Uyumam lazım. Uyuyamıyorum. Bugün bir düğüne gittim. Halay çektim, güldüm, masada en çok konuşan bendim 🙃 Kimse fark etmedi. Ya da ben fark ettirmedim. Salonda bir çift dans ediyordu. Kız gülüyordu, çocuk…
Seni geçenlerde bir kafede gördüm. Yanında eşin, çocuğun... Ben bir masada, elimde soğumuş çay. Kalkıp yanına gelsem ne derdim bilmiyorum, belki de hiçbir şey. Sadece başımı öne eğdim, sen görme diye. Ama sen zaten hiç…
Yine uyuyorsun, ben yine sana bakıyorum. Geçen ay bana öyle bir baktın ya, hani şu gençliğimizdeki gibi. İçim titriyor be. Elli bir yaşındayım, hâlâ senin bir bakışınla çocuk gibi oluyorum. O düğün gecesini hatırlıyor…
Şu fotoğrafa bakıyorum da, hani şu düğünde çekilen, ortada gülüyoruz ikimiz de, benim elimde bir bardak var tutmaya çalışıyorum, sen zaten hiçbir şey tutmaya çalışmıyorsun, o eski şakalardan birini yapmışsın yine. Kaç…
Karım, yine oturdum şu ekranın karşısına. Yazıyorum, siliyorum, tekrar yazıyorum. Sonunda göndermiyorum işte. Biliyorum, göndersem sesindeki yorgunluğu duyacağım, o da bana kıyamayacak, bir de benim yüzümden üzülecek…
Sabah yine erken kalktım. Perdeyi açtım, dışarısı daha yeni ısınıyor. Elime telefonu aldım, bilerek aldım, hani şu alışkanlık işte. Ses kayıtlarına aşağı indim, orada duruyorsun. Hiçbir yere gitmemişsin be. Biliyor…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar