Bugün yine o fotoğrafa döndüm.
Bugün yine o fotoğrafa döndüm. Hani senin paylaştığın, masanın iki ucunda oturduğumuz o eski kantin fotoğrafına. Saatlerce cevap yazıp sildim, hatırlamıyorsun belki. Sonunda sadece "ne güzel günlerdi" diyebildim çünkü içimden geçen onca şeyi üç kelimeye sığdırmaya çalıştım ve tabii ki beceremedim. Şimdi bakıyorum da o fotoğrafta sana ne kadar yakın oturmuşum. Bir o kadar da uzağındaymışım aslında. Bunu şimdi mi fark ediyorum, yoksa hep biliyordum da itiraf etmek mi zor? 🙈
Öğleden sonra evde, hiçbir şey yapmadan otururken aklıma yine geldin. Hep böyle oluyor zaten. Bir fotoğraf, bir cümle, bir koku… hepsi seni getiriyor. O zamanlar susmayı seçmiştim ya, o suskunluk hâlâ yakamı bırakmıyor. Peşimden geliyor, sanki her yere benimle geliyor. Keşke bir kere olsun cesaret edip söyleyebilseydim. Ama sonra diyorum ki, o başkasıyla çıkmaya başladığında ben ne diyecektim ki zaten? Söylesem ne olacaktı? Belki her şey daha da kötü olacaktı, belki seni tamamen kaybedecektim. Bilmiyorum. Kafamda kurup duruyorum işte. 🫠
Bazen kızıyorum kendime. Çok kızıyorum hem de. Neden bu kadar korkak davrandım diye. Ama sonra yumuşuyorum. Çünkü o zamanlar her şey daha farklıydı, ben daha farklıydım. Şimdi o fotoğrafa bakınca içimde iki şey birden oluyor: bir yanım o günlere gülümsüyor, bir yanım hâlâ orada bir yerde takılı kalmış. Aynı anda oluyor, garip işte. Sahi, sende hiç mi bir şey yoktu? Hiç mi fark etmedin o kadar yakınında oturan birinin içinden neler geçtiğini? 🙉 Belki de fark etmemek işine geliyordu, kim bilir…
Sana kızmıyorum bu arada. Kendime kızıyorum daha çok. Ama işte, söyleyemediğim her şey şimdi burada duruyor. O fotoğrafa her baktığımda içim hem ısınıyor hem de bir yerim acıyor. Bunu artık taşıyamıyorum. Bu yüzden yazıyorum. Birinin bilmesini istiyorum, belki senin, belki bir yabancının, bilmiyorum. Sadece artık susmak istemiyorum. 💔
…Ne diyeceğimi bilmiyorum.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.