Sana hiç gönderemediğim ses
Bugün yine o fincanla başladım güne. Hani şu kenarı çatlak olanla. Ekran görüntüsü hâlâ orada, aynı yerde duruyor; "artık yeter" yazmıştın ya hani, sonuna bir nokta bile koymamıştın. Nokta koymamışsın işte, be. Sanki devamı gelecekmiş gibi. Sanki arkadan bir şey daha yazacakmışsın da parmağın titremiş de bırakmışsın öyle. Ben de her sabah o titreyen parmağa bakıyorum. Ya.
Biliyor musun, o gün sesini ilk kez duyduğumda ne oldu? Beklemiyordum. Hiç beklemiyordum. Bir şarkı sözü okuyacaktın bana, sadece okuma alıştırmasıydı, öyle demiştin. Ama sen konuşmaya başlayınca benim içimde bir şey kırıldı. İyi anlamda değil. Kötü anlamda da değil. İkisi arası bir yerde, ya. Sesin o kadar sıcaktı ki... seni tanımayan biri olsam "bu adam güvenilir" derdim, öyle bir ses. Ve ben o sesi üç ay boyunca hayal etmiştim, hep yanlış hayal etmişim. Hep. Şimdi düşünüyorum da, sesini duymasaydım belki bu kadar koymazdı. Belki "artık yeter" dediğinde sadece "tamam" derdim. Ama duydum işte. Duydum be.
Sen bana hiçbir şey vaat etmedin, biliyorum. Suçlamıyorum seni. Suçlasam mı diye düşündüm, ciddi ciddi düşündüm, oturdum bir gece düşündüm. "Bu adam beni oyaladı" dedim kendi kendime. Sonra utandım. Çünkü oyalamadın. Ben kendimi oyaladım. Ben her gece o saatte telefonu elime aldım, sen yazmasan da aldım. Sen yazana kadar bekledim. Sen yazmayınca da "bugün yorgundur" dedim. Ya, ne kadar saçma. İnsan kendi kendine böyle yalanlar söylüyor demek ki, öğrendim.
Şimdi ne mi yapıyorum? Hiç. Yazıyorum sana. Göndermiyorum. Göndermeyeceğim de. Ama yazıyorum işte, çünkü içimde kaldı. Çünkü o gece "artık yeter" dediğinde ben "peki" dedim, sadece "peki". İçimden ne kadar bağırmak istedim, bir bilsen. "Kal" diye bağırmak istedim. "Sesini bir daha duyayım" diye bağırmak istedim. Ama "peki" dedim, çünkü gururum vardı, çünkü sen bana hiçbir şey borçlu değildin, çünkü... bilmiyorum ya. Şimdi o "peki"yi her gün okuyorum, kendi mesajımı okuyorum, kendime kızıyorum.
Neyse. Fincanı yıkadım, ekran görüntüsünü kapattım. Bugünlük yeter. Yarın sabah yine açarım, biliyorum. Ama bugün artık kapattım. Sana da bir şey söyleyeyim mi? Sesin hâlâ kulağımda. Hâlâ. Ve ben hâlâ o sesi bir kere daha duymak için neler vermezdim, biliyor musun... bilmiyorsun işte. Bilmiyorsun be.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.