Balkon kapısı açık, dışarıdan hâlâ o serinlik geliyor.
Balkon kapısı açık, dışarıdan hâlâ o serinlik geliyor. Mayısın sonu artık yavaştan yazı çağırıyor, gündüz sıcak, akşam böyle işte. Ben yine buradayım, elimde telefon, aynı yerde duruyorum.
O ses kaydını yine açtım. Biliyorum, açmamam lazım. Ama bugün yine açtım. Sesin… gülüyorsun, bir şey anlatıyorsun, cümlenin ortasında kesiliyor. Kaç kere dinledim, bilmiyorum. Her seferinde aynı yerde duruyor, ben de duruyorum.
Kızgınım sana. Ama daha çok kendime. O akşam ağzımdan çıkanları düşünüyorum, hâlâ inanamıyorum. Ne gerek vardı. Kendimi haklı çıkarmak için seni kırdım, sonra da dönüp “tamam, özür dilerim” dedim. Yetmedi. Biliyorum, yetmedi.
Bir sürü şey yazdım sana. Hiçbirini göndermedim. “Bir şey söyle” diye başlayanları, “hâlâ orada mısın” diye bitenleri… Hepsi taslaklarda duruyor. Bazısı sadece bir nokta. Bazısı sadece senin adın. Ama yazmıyorum işte. Yazamıyorum.
Bazen diyorum ki, bir gün yazacaksın. Öyle bir hazırlıksız yakalanacağım ki… Ne diyeceğimi bile bilmeyeceğim. Ama yazmıyorsun. Ben de kabul etmiyorum bunu.
Bugün tam bir yıl olmadı, biliyorum. Ama o geceden beri aynı yerdesin, haberin yok. Ben de aynı yerdeyim. Telefon elimde, sesin kulağımda… ve hiçbir şey söyleyemiyorum.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.