Kalemin hâlâ bende
Bugün o kalemi elime aldım yine. Hani şu ilk gün uzattığın. Ucunu açtım, yazdım, sildim, yine yazdım. Aptalım galiba. İki yıl geçti, hâlâ bir kalemin peşindeyim. Ya, gerçekten aptalım.
Akşam oldu, dışarıda hava karardı. Annem çay koydu, ben kalkmadım. Dedim ki birazdan, birazdan geleceğim. Gelmedim işte. Oturdum kaldım bu küçük şeyin karşısında. Sen ne yapıyorsun şimdi bilmiyorum. Bilmiyorum ve bu beni deli ediyor.
Ben sana hep anlatıyordum ya. Şu şehri gezelim derdim, şu kursa başlayalım derdim, birlikte bir şeyler kuralım derdim. Sen gülerdin sadece. Gülerdin ve geçerdin. Ben de sustum. Her kavgada sustum. İçime attım. İçime ata ata boğazımda düğüm oldu, hâlâ orada bir yerde.
Sinirim hâlâ geçmedi. Ama sonra o gülüşün geliyor aklıma, yumuşuyorum. Yumuşuyorum ve kendime kızıyorum. Neden be, neden bir adım bile atmadın? Ben mi fazlaydım? Hayallerim mi fazlaydı?
Belki düzelir be. Belki bir gün arar, bu sefer gerçekten anlar. Belki… Ya, bilmiyorum işte. Ama bu kalemi atmıyorum. Atamıyorum.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.