O Yüzük Hâlâ Aklımda
Akşam oldu yine, cam açık, dışarıdan biri geçiyor, gülüşüyorlar. Ben de sana bakıyorum be. Günlerdir aynı ekran, aynı beyaz elbise. Nişanlanmışsın ya. Ben de gördüm. Herkes gibi ben de gördüm. Biliyor musun, hâlâ o gün…
Akşam oldu yine, cam açık, dışarıdan biri geçiyor, gülüşüyorlar. Ben de sana bakıyorum be. Günlerdir aynı ekran, aynı beyaz elbise. Nişanlanmışsın ya. Ben de gördüm. Herkes gibi ben de gördüm. Biliyor musun, hâlâ o gün…
Seni geçenlerde bir kafede gördüm. Yanında eşin, çocuğun... Ben bir masada, elimde soğumuş çay. Kalkıp yanına gelsem ne derdim bilmiyorum, belki de hiçbir şey. Sadece başımı öne eğdim, sen görme diye. Ama sen zaten hiç…
Bugün bir düğünde gördüm senin adını. Ortak bir arkadaşın düğünüydü, masalarda otururken bir süre kimseye bakmadım. Sonra yan masadaki davetiyede gördüm, öylece kalakaldım. Bilmiyorum, belki de her yerde seni aramaktan…
Oğlum bugün banyoda kâğıttan gemi yaptı. Suya bıraktı, gemi battı. Ağladı. Ben de oturdum yanına, kendi gemimi yaptım, o da battı. Sonra ikimiz de güldük. Salak gemiler. Sonra uyudu. Ben mutfakta çay koydum, bardağı…
Gece yarısını yine geçtik, biliyorum. Uyumaya niyetim yok, çünkü uyursam sabah olacak ve sabah olunca mutfakta o sessizlik beni bekliyor olacak. Sana kızmak istiyorum ama önce şunu söyleyeyim: bugün kahveyi tek kişilik…
Canım, bugün yine o fincanı elime aldım. Hani şu ilk gün Porsuk kenarında içtiğin… elime alınca bir baktım, hâlâ dudağının izi duruyor sanki, kenarında hafif bir leke var hani dudakların oraya değmişti ya. Yedi sene…
Bu mektubu yazmayacaktım. Kaç gündür diyorum kendime, artık yazma, o adamın adı geçmesin defterlerimde diye. Ama içimde biriken var ya, işte o susmuyor. Akşam oldu, çocukları yatırdım, mutfakta bardakları yıkıyordum…
Gece yarısı oldu yine. Defteri açtım, kalem elimde, ama sana ne yazacağımı bilmiyorum. Bu aralar her akşam aynı şeyi yaşıyorum: oturuyorum, bir şeyler karalıyorum, sonra bir bakıyorum yazdıklarım hep aynı yere çıkıyor…
Çocuklar uyudu. Ben yine o fotoğrafın karşısındayım. Hani şu düğündeki... hatırlıyor musun, ben o gün elbisenin fermuarını çekememiştim de annem çekmişti. Sen uzaktan bakıp gülmüştün. Ben utanmıştım. 🙈 O gün ne kadar da…
Uyumam gerekiyor ama telefon elden düşmüyor. Ekranda iki kelime duruyor. Sadece iki kelime: "naber, nasılsın?" Bütün gece bunu mu düşünecektim yani.. Şu an sana kızgın mıyım, umutlu muyum, yoksa sadece yorgun muyum…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar