Defterin arkası yine doldu
Gece yarısı oldu yine. Defteri açtım, kalem elimde, ama sana ne yazacağımı bilmiyorum. Bu aralar her akşam aynı şeyi yaşıyorum: oturuyorum, bir şeyler karalıyorum, sonra bir bakıyorum yazdıklarım hep aynı yere çıkıyor. Sana.
Bugün çekmeceyi açtım. Hani şu saat var ya, hani bir yıldönümünde almıştım, hani hiç veremedim. Kutusu hâlâ orada, üstündeki etiket duruyor. Elime aldım, biraz tuttum, sonra geri koydum. Her seferinde aynı şey oluyor: parmağım kutuya değiyor, içim sızlıyor, kapatıyorum. Kapattıkça da açıyorum, itiraf ediyorum 🙈
Bugün bir düğün davetiyesi geldi. Zarfı görünce elim titredi, inanır mısın? İki yıl önce biz de öyle bir salonda, iki saat kimse bizi ayıramadı ya, aklıma o geldi. Müziğin sesi, senin o gülüşün, benim sana bakakalışım... Ya ben hâlâ o gecedeyim, hâlâ o iki saatte. Sen çoktan çıktın salondan, ben hâlâ dans ediyorum 🥺
Düğün sahibine ne diyeceğimi bilmiyorum. Giderim belki. Gidersem eğer, senin o salonda olmadığını bile bile bir masaya otururum. Herkes oynar, ben bir tabak kuru pastayla otururum. Komik. Kendime gülüyorum, sonra gülmek de gelmiyor içimden.
Neyse. Sana kızgın değilim artık, yalan söylemeyeceğim. Ama özledim. Çok özledim. Öyle böyle değil, her akşam defterin arkasına yazacak kadar 😢
Olur da bir gün o saati istersen, biliyorsun, hâlâ orada. Kutusunda. Benim gibi.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.