O Fotoğrafta İkimiz Hâlâ Gülüyoruz
Bu akşam yine denize indim. Hava kararmıştı, suyun sesi dışında bir şey yoktu. Telefonu evde bıraktım, bilerek. Bazen kafamı dağıtmak için değil, tam tersine, iyice içime dönmek için çıkıyorum. Dalgalar bana bir şey…
O masaya bir daha oturamadım
Bu saatte uyumak mümkün değil. Dışarıda yaz bitiyor, ben hâlâ aynı akşamın içindeyim. Bugün nedense seni çok aradım. Arasam mı diye düşündüm ama... arasam ne diyeceğim ki, işte öyle. Hatırlıyor musun, o düğünde ilk…
O gülüşü hâlâ duyuyorum
Bu gece yine o kaydı açtım. Bilmem kaçıncı kez. Önce kızdım sana, yine. Sonra gülüşün geldi, dalgaların arasından, ve ben yine eridim. Her seferinde aynı şey oluyor, hiç şaşırmıyorum artık. İnsan kendi kendine bu kadar…
Kına Tırnağım Hâlâ Duruyor
Canım, hani şu kırmızı kınayı yakarken avucuma tıkılan bozuk parayı biliyorsun ya… Dün gece çekmeceyi karıştırırken buldum. Hâlâ orada. Bir kuruş. Ama içimde bıraktığı ağırlık, bir kuruş değil. Hiç de değil. Salı gecesi…
Çekmecedeki Kutu
Oturuyorum öyle, uyku yok. Olmuyor zaten, biliyorsun. Gözümü kapatsam senin o kapıda belirdiğin an aklıma geliyor; hani sanki hiç gitmemişsin gibi, hiçbir şey olmamış gibi bakışın. O bakışı unutamıyorum. Kalktım…
Bayram Sabahı Simitsiz
Bu bayram sabahı da uyandım işte. Herkesin telefonu bayram mesajıyla dolup taşarken benim ilk baktığım şey mutfak tezgâhı oldu. Boş. Tabii ki boş. İki yıldır boş. Ama hâlâ her sabah bir saniyeliğine de olsa "acaba"…
O Kafede Yanından Geçerken
Seni geçenlerde bir kafede gördüm. Yanında eşin, çocuğun... Ben bir masada, elimde soğumuş çay. Kalkıp yanına gelsem ne derdim bilmiyorum, belki de hiçbir şey. Sadece başımı öne eğdim, sen görme diye. Ama sen zaten hiç…