Kutuyu artık kaldırmıyorum
Annem dün odamı toplarken kutuyu yine buldu, bir şey demedi, çekmeceye geri koydu. Biliyor işte. O günden beri biliyor. Ben de artık saklamıyorum, çekmecede duruyor, her sabah elim bir yere gidiyor, gözüm ona kayıyor…
Annem dün odamı toplarken kutuyu yine buldu, bir şey demedi, çekmeceye geri koydu. Biliyor işte. O günden beri biliyor. Ben de artık saklamıyorum, çekmecede duruyor, her sabah elim bir yere gidiyor, gözüm ona kayıyor…
Bugün yine o fotoğrafa baktım. Bakmayacağım demiştim, kendime söz vermiştim. Ama işte... yine baktım. Beyaz elbisenin içinde, elini başka birinin eline vermişsin. Gülüyorsun. O gülüşü ben bilirim, o gülüşü... Kızmıyorum…
Canım, bugün hastaneden çıkarken kapıda bir an sen bana gülümsedin ya... o gülümsemeyi eve kadar taşıdım, hâlâ duruyor içimde. Sabahtan beri düşünüyorum da, dün gece kutuya bir daha baktım. Yine açmadım. Ama bu sefer…
Bugün evdeyim, iş yok, güç yok. Annemle oturduk, o çay koydu, ben camdan dışarı baktım. Hava sıcak, bunaltıcı, ama içim tuhaf bir şekilde sakin. Hani kavga edersin, sonra bir köşeye çekilip oturursun ya, işte öyleyim…
Akşam oldu yine, cam açık, dışarıdan biri geçiyor, gülüşüyorlar. Ben de sana bakıyorum be. Günlerdir aynı ekran, aynı beyaz elbise. Nişanlanmışsın ya. Ben de gördüm. Herkes gibi ben de gördüm. Biliyor musun, hâlâ o gün…
Yatağın kenarında oturuyorum. Elbise dolabının en altında, öteki tarafa kaymış, senin çoktan unuttuğun o kutu var ya. Bu sefer açmadım. İnan bana açmadım. Sadece çektim, dizimin üstüne koydum, öylece baktım. Bir buçuk…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar