Belki bir gün okursun
Bugün evdeyim, iş yok, güç yok. Annemle oturduk, o çay koydu, ben camdan dışarı baktım. Hava sıcak, bunaltıcı, ama içim tuhaf bir şekilde sakin. Hani kavga edersin, sonra bir köşeye çekilip oturursun ya, işte öyleyim. Kızmıyorum artık sana. Kızmıyorum, gerçekten. Ama özlemek başka bir şey be.
O kutu hâlâ dolabın üstünde duruyor. Hani şu aldığım ama hiç veremediğim. İçinde bir yüzük var, parmağına denemek için sabırsızlandığım şu ince olanlardan. Bazen açıp bakıyorum, bazen hiç dokunmuyorum. O gün sana söylediğim o cümle… hani şu kıskançlıkla, öfkeyle karışık, ağzımdan kaçan. “O çocukla niye bu kadar samimisin, herkes biliyor artık” dedim ya. Söylememeliydim. Söylememeliydim ya, işte söyledim. Bir cümle. Sadece bir cümle. O gece her şeyi batırdım, hâlâ içimde. Her şeyi dağıttı.
Şimdi her akşam telefonu elime alıyorum, yazıyorum, siliyorum. Yazıyorum, siliyorum. Belki bir gün okursun diye buraya yazıyorum. Okumazsan da… ne yapayım. 🙈🤍
Giriş yap, bu yazıya puan ver.