Kutuyu artık kaldırmıyorum
Annem dün odamı toplarken kutuyu yine buldu, bir şey demedi, çekmeceye geri koydu. Biliyor işte. O günden beri biliyor. Ben de artık saklamıyorum, çekmecede duruyor, her sabah elim bir yere gidiyor, gözüm ona kayıyor. Alıştım ya, bu da bir şey.
Bugün hava serinledi, pencereden bakıyorum, şehir sonbahara dönüyor yavaş yavaş. Geçen sene bu zamanlar bambaşka biriydim. Sen aklıma gelince ilk gün hâlâ gözümün önüne geliyor; arkadaşın doğum günü, o gürültü, senin o kahkahan. O gece ne kadar güldüğümüzü hatırlıyor musun? Ertesi gün yazışmaya başlamıştık, sabaha kadar telefon elimdeydi. Ya, insan böyle bir şeyi unutamıyor be.
Aylarca her şey yolundaydı. Yüzük bile bakmıştık, hatırlıyor musun, vitrinde göstermiştin bana, “bu” demiştin. Ben o günü ne kadar da kesin bir şey sanmıştım.
Sonra o akşam geldi. Söylememem gereken o cümleyi söyledim. Kıskançlıkla, öfkeyle karışık bir şeydi, ağzımdan çıktığı an pişman oldum ama iş işten geçmişti. Sen bir daha aramadın. Ben de her akşam telefonu elime alıp yazdım, sildim, yazdım, sildim, durdum. Hâlâ öyleyim. Bazen bir cümle yazıyorum, Allah’ım diyorum, bu sefer gönder, sonra siliyorum. Yine siliyorum.
Kutuyu artık kaldırmıyorum. İçinden çıkmayan tek şey özrüm, biliyorum. Ama artık kızmıyorum kendime, kızmayı da bıraktım. Neredeysen, iyi ol 🙏 Seni hâlâ çok seviyorum, bunu da biliyorum ya, neyse.
Giriş yap, bu yazıya puan ver.